Chavau Mağarası
Pont d’Arc, en az 500.000 yıldır Ard Nehri üzerinde uzanıyor. Tarihöncesinde insanlar, bu
köprünün
kaba hatlarında bir hayvan, belki bir mamut ya da bir bizon figürü
görmüş olabilir. Kireçtaşından dev bir hayvanın bekçilik ettiği bu
vadiye adeta efsanevi anlamlar yüklenmiş. Burada, 19. yüzyılın sonundan
itibaren iki düzine kadar resimlenmiş mağara bulundu. Ancak Ard sanat
eserleri, Lascaux’daki 20.000 yıllık resimlerle ya da İspanya,
Altamira’daki 17.000 yıl önce yaratılmış eserlerle
karşılaştırıldıklarında, medyanın pek ilgisini çekmedi, ta ki Chauvet
Mağarası’nın 1994 yılındaki keşfine dek.
Mağaranın ilk
fotoğrafları, uzmanlar kadar kamuoyunu da büyüledi. Onyıllar boyunca
akademisyenler sanatın ilkel çizimlerden canlı, natüralist resimlere
doğru kademeli olarak ilerlediği kuramını ortaya koymuşlardı. Chauvet
başyapıtlarındaki hafif gölgeler, perspektifin ustaca kullanımı ve
zarif çizgiler, yapıtları kuşkusuz bu gelişimin doruğuna çıkarıyordu.
Sonra karbon- 14’le tarihleme sonuçları geldi ve uzmanlar şaşkına
döndü. Daha ünlü mağaralarda yer alan resimlerin yaklaşık iki katı
yaşında olan Chauvet’deki resimler, sadece tarihöncesine ait sanatın
bulunduğu en yüksek noktayı değil, aynı zamanda sanatın bilinen en eski
başlangıcını temsil ediyordu. Anatomik açıdan modern insanın Avrupa’da
ortaya çıkmasından birkaç bin yıl sonra, mağara resim sanatı olabilecek
en ileri noktaya ulaşmıştı.
Yapılan incelemeler yaklaşık 35.000
yıl önce mağarayı insanların kullandıklarını gösteriyor. Buradaki
olağanüstü durumun farkına varan Fransız Kültür Bakanlığı, mağaranın
tümüyle profesyonel bir ekip tarafından incelenmesini destekleme
konusunda söz verdi; kaya sanatı örneklerinin yer aldığı bir alan
üzerinde ilk kez böyle bir çalışma yapılacaktı. Mağaranın çevreyle olan
hassas dengesini bozmadan, dar girişi genişletmek, güvenlik sistemi
kurmak ve bir iskele hazırlamak için iki yıl uğraş vermek ve yaklaşık
iki milyon dolar harcamak gerekti.
Ekipten 12 kişi, duvarlardaki
resimler ile yerdeki insan ve hayvan izlerini inceliyor. Tarihlendirme,
pigment analizi, hayvan davranışları ve diğer bilim dallarından
uzmanlar, gerektikçe mağaraya gelerek bizlere yardımcı oluyor. Aynı
zamanda, 10 değişik ülkeden, kaya sanatı alanında deneyimli uzmanların
önerilerinden de yararlanıyoruz. Aralarında jeologların, arkeologların,
antropologların, biyologların ve sanat tarihçilerinin de yer aldığı 28
yazar, bu proje hakkındaki ilk kitabı hazırlamak için benimle birlikte
çalıştılar.
İnsanlar hiçbir zaman Chauvet’de yaşamadı.
Tarihöncesinde yaşamış usta sanatçılar, çocuklar, belki de ayinlere
katılanlar, hepsi, bu yeraltı mabedinin gücünü hissetmeye gelirdi.
Sonra orijinal girişin tepesindeki yamacın bir bölümü çöktü ve mağarayı
kapayarak, içerideki göz alıcı eserleri koruma altına aldı.