|
|
 |
 |
Okunma |
|
3273 |
Lykialılarda Yontu Sanatı Hellen
yontu işliklerinde yetişmiş oldukları şüphesiz olan Lykialı
heykelciler, büyük ölçüde öğretmenlerin etkisi altında kalmışlardır.
Böylece olmakla birlikte M.Ö.6,5 ve 4 yüzyıllarda geliştirdikleri
eserlerde Hellen örneklerinde görülen ideal tasvir türünü tersine canlı
ve hareketli bir görünüm sergiler. Söz gelimi İsinda Trysa gömü
alıntılarındaki aslanlar Helenlerin çağdaş örneklerinden daha canlıdır.
Lykialı sanatçılar helketli eserle ortaya koyma çabasına büyük önem
verirler. Nereidler Anıtı’ndaki tören geçişi yapan savaşçıların
canlılığı dünya sanat tarihinde önemli bir şeklide başarılı tasvirdir.
Trysa
ve Limyra anıtlarında savaşçıların yan yana olduğu gibi arka arkaya da
sıralanmış olmaları, bir çeşit üç boyutlu tasvir türüdür. Bilindiği
gibi ışık ve gölgeyle üç boyutlu tasvir sanatı Hellen icadı olup
M.Ö.5.yy’ın ikinci dörtlüğünde ortaya çıkmıştır. Bu nedenler Lykia
yontu ustaların bu ileri düzeyde ki tasvir türünü M.Ö. 480-440
tarihleri arasında çalışmış, ancak hiçbir eseri günümüze gelmemiş olan
Helenli büyük ressam Polygnotos’tan öğrenmiş ancak hiçbir eseri
günümüze gelememiş olan hellenli büyük ressam Polygnotos’tan öğrenmiş
oldukları şüphesizdir. Lykia
yontu sanatının en önemli özeliklerinden biri de narratif, yani
öyküleyici tasvirler yapılmış olmasıdır. Trysa,Limyra ve Nereidler
anıtlarında narratif, öyküleyen tasvir sanatının güzel örneklerini
buluruz. Lykia Yontu Sanatında Doğu Etkileri Lykia
kabartmalarını işleyen ustalar yukarıda dediğimiz gibi Hellen kökenli
olmayıp Hellen Sanat atölyelerinden yetişmiş ustalardır. İsinda gömü
anıtında gördüğümüz bir askerin düşmanları yenerek aldığı kalkanlarla
tasvir edilmiş olması bunun en belirgin özelliğidir. Bu tür zafer
tasvir sahnesi Hellen sanatı için söz konusu olamaz. Bunun gibi
Ksanthos’ta 11 metre yüksekliğinde bir dörtgen kulenin tepsinde yer
alan kral heykeli Hellen dünya görüşüne çok ters düşen bir tasvir
türüdür.
Lykia
yontu sanatının Hellen örneklerinden ayıran bir başka önemli
özelliklede , Lykia kralcıklarının Doğu hükümdarlarla benzer bir yaşama
özen göstermeleri ve bu istemin sanat eserlerine yasınmış olmasında
görülmektedir. Lykia sanatında Hitit-Assur etkileri göze çarpmaktadır. Trysa
ve Limyra gömü anıtlarındaki sahnelerin bir çoğu da Chlids’ın
saptadığı gibi dolaylı yollarda Asur örneklerinin etkisini taşırlar. En
çok rastlana ikonografi ve stil öğelerinin Pers kökenli oluşu
doğaldır. Çünkü Anadolu M.Ö. 6. YY ortasında başlayarak Büyük
İskender’in yarım adaya gelişene değin 200 yüz yıl boyunca Pers
İmparatorluğunun işgali altındaydı.Lykia sanatındaki Pers etkilerinin
J. Borch Hardete çeşitli yayınlarında ayrıntılı bir biçimde
saptamıştır. Lykia Seramik Sanatı Lykialıların
kendilerine öz bir seramik sanatı yoktur. Ksanthos’taki başarılı
Fransız kazılarının gün ışığına çıkardığı ve M.Ö. 7.yüzyılın başında
daha eski olmayan seramik buluntularının hiçbirisinin lykialılarla
ilgisi bulunmadığı şüphesizdir. Öyle
anlaşılıyor ki yontu sanatında yoğun hellen etkisi altında olan zengin
Lkia beylikleri çanak, çömlek gereksinmelerini de hellen kentlerinde
yaptıkları ithalat ile karşılıyorlardı. Lykia’da Duvar Resimleri Lykialıların
kendilerine öz bir seramik sanatı olmamasına karşın güzel duvar
resimleri geliştirdikleri anlaşılmaktadır. Machteld Mellink’in Kızılbel
ve Karaburun Tümülüslerinde gün yüzüne çıkardığı mezar odalarını
süsleyen duvar resimleri albenili çekiciliktedir. Kızılbel’deki duvar
resimleri Arkaik Doğu Hellen stilinde olup M.Ö. 525 tarihlerinde
işlenmiştir. Daha yüksek bir düzey sergileyen Karaburun Tümülüsü’ndeki
duvar resimleri ise Doğu Hellen-Pers stilindedir ve M.Ö. 5.yüzyılın
başında yapmış oldukları izlenimini vermektedirler. Lykia Uygarlığının Gün Işığına Çıkarılması Lykia’da
ilk kazı Ksanthos’ta Pierre Demargne tarafından başlatılmış Henri
Metzger, Chiristian Le Roy tarafından sürdürülmüş olup, şimdi yeni bir
heyet tarfından yürütülmektedir. Çok önemli sonuçlar veren Fransız
araştırmalarından sonra Jürgen Borchhardt Limyra’da kazılar yaparak
Lykia Bölgesi’nin araştırılmasında yeni ufuklar açmıştır. Peter Frei,
Günter Neumann, Wolfgang Oberleitner,, Michael Wörrle, Jan Zahle Lykia
uygarlığının tanıtılmasında önemli katkılarda bulunmuşlardır. Bu
bağlamda Kaş’ta bir araştırma merkezi kurmuş olan Frank Kolb’un
sistemli çalışmaları önemli bir atılımdır. Lykia
eski eserlerinin gün ışığına çıkarılması konusunda Türk arkeologlarının
da büyük katkısı vardır. Bu bağlamda Cevdet Bayburluoğlu’nun
Arykanda’da , Fahri Işık’ın ve Cengiz ve Havva Yılmaz’la birlikte
Patara yaptıkları kazılar önemli sonuçlar vermektedir.
|