|
|
 |
 |
Okunma |
|
1024 |
MÜZE EĞİTİMİ NEDİR ?
Halka
sunma ( sergileme ) amacı toplanan eserlerin müze binalarında
sergilenmesi ile birlikte çoğalmış ve beraberinde müzelere çeşitli
görevler
yüklemiştir. Toplanan bu eserler çoğaldıkça, depolanması, korunması,
belgelenmesi
gibi
işlerin doğmasına yol açmıştır. Gitgide eserleri sadece sergileme
yetmemş,
bunları halkın beğenisini kazanacak şekilde sunma yolları aranmış ,
koruma,
belgeleme, depolama gibi işler birer uzmanlık alanı durumuna gelmiştir.
Her geçen gün yeni bir işlev kazanan müzeler sergileme işini eğitim
amacı ile de yapmaya
başlamıştır. Eğitimde gerek alanla ilgili uzmana yönelik , gerekse halka
yönelik
olarak planlama ve uygulama yoluna gidilmiştir.
Bir
müzenin amacı olarak akla gelen en önemli konu eğitimdir. Müzeler,
kendi kadrolarının
sürekli araştırmaları ve kendi
koleksiyonları üzerinde çalışmaları
olmadan bu amacı gerçekleştiremezler. Öte yandan eğitim amacı koleksiyon
için
tek
amaç olamaz. Aynı zamanda teşhir edilen eşyanın bir albenisi olması
gerekir.
Bu
yalnız sanat müzelerinin değil bütün müzelerin başlıca özelliğidir.
Müzeler sürekli çoğalan ve gelişen amaç ve görevler doğrultusunda
çalışmalar yapmaktadırlar. Bu çalışmaları yürütürken, her yeniliği
yakalayacak
düzeyde olmasına dikkat edilmeli , müzelerin geleceğe yol gösterici
olduğu
unutulmamalıdır. Çünkü müzeler artık sadece geçmiş dönemlere ait
eserleri depolayan ve
sergileyen kurumlar değildir; aynı zamanda birer eğitim kurumlarıdır.
Eğitim de bir süreç olduğuna göre; başlangıcı ve sonu yoktur. Müzeler
buna uygun olarak üzerlerine düşen görevleri en iyi şekilde yerine
getirmek zorundadırlar. Ancak müzelerin
eğitim kurumu olduğunu belirtmek tek işlevinin bu olduğu anlamına
gelmemektedir. Müzeler bir çok işlevinin yanında bir de eğitim kurumu
olma özelliğini
taşımaktadırlar.
Müzelerde
ve galerilerde eğitim yapmak, müzenin koleksiyonları ile müze
ziyaretçisinin
gereksinmeleri ve ilgileri arasında ilişki kurmaktır. Her grubun ve her
bireyin
gereksinmeleri ve ilgileri farklıdır. (Greenhill, 1999)
Müzeler bir yandan konusu
gereği topladığı depoladığı, arşivlediği, koruduğu
eserlerle kültür
ortamı olma amacını gerçekleştirirken , diğer yandan sergileme vb.
yolla
eğitim amacını da gerçekleştirerek bu anlamda bir bütün olma özelliğine
ulaşmaktadır. Böylece, bu amaçları doğrultusunda , müzelerin kültürel ve
eğitsel
görevleri şöyle sıralanabilir:
" 1
- Müze bir şeyler öğretmelidir.
2-
Müze kişinin yaratıcı güçlerini geliştirmelidir.
3-
Müze kişiyi topluma hazırlamalıdır.
4-Müze aynı zamanda boş zamanlarla ilgili faaliyetlerle
birleştirilmelidir "
(Rebetez,
1969)
Tüm bunların yanında , amaçlarını gerçekleştirebilmek;
görevlerini tam
anlamıyla yerine getirebilmek için müzelerde çeşitli faaliyetler
yürütülmektedir:
UNESCO 'nun 1962'de "Müzelerin Eğitimdeki Rolü" hakkında düzenlediği
bölge
seminerinde bu faaliyetler şöyle sıralanmıştır;
1-
Rehber eşliğinde ziyaretler:
Çeşitli eğitim çalışmaları arasında müzeye en
uygun özellik taşıyanı, rehber eşliğinde yapılan ziyarettir. Basit şekli
ile, rehber
eşliğindeki ziyaret sadece müze galerilerinde yapılır, fakat daha
gelişmiş şekli
ile
müzenin diğer kısımlarında da yapılabilir. Bu durumda ziyaret
hazırlıkları ile
sonundaki tartışmalar müze dışında yapılır.
2-
Diğer iç faaliyetler:
Tamamen müze içinde oluşan eğitim çalışmasıyla
karıştırılmaması gereken başka faaliyetler de vardır. Bunlar ayrı
konferanslar
ve kurslar ile yaratıcı sanat faaliyetleridir.
3-
Müze
dışındaki faaliyetler:
Müze veya müzenin eğitim servisleri tarafından
gezi ve seyahatler düzenlenebilir. Müzenin türüne göre değişik
şekillerde
olan
bu geziler eğlendirici ve aynı zamanda eğitici içerikte olabilir.
4-
Okullara ve kültür kuruluşlarına ödünç eser verme:
Ödünç verilen eserin
çeşidi ve bu eserin korunması için alınan tedbirler müzenin
programına göre
değişir. Genellikle diyapozitifler ve filmler ödünç verilebilir ( Rivier,
1962).
Çağdaş
eğitim anlayışı, ezberciliğe tamamen karşıdır. Bunun yerine çocuklarda
hayal gücünün ,
yaratıcılığın gelişmesini ön planda ele alır. Bu yeteneklere sahip bir
kimse okul yaşamı
boyunca bir takım bilgileri ezberleyen bir başkasından daha
verimli olacaktır. Çünkü hayal gücü güçlü, yaratıcılığı gelişmiş bir
birey öğrenmeye daha
açıktır ve ezber her zaman unutulmaya mahkumdur. Bu nedenle yaratıcı
gücü gelişmiş , estetik duyguya sahip bireyler yetiştirmek eğitimin
başlıca amacı olmuş ve bu amacını gerçekleştirmek için yararlandığı
çeşitli kurumlar arasına müzeleri de
katmıştır.
Müzeler estetik duygunun , yaratıcılığın , hayal gücünün gelişmesini
sağlamada ideal kurumlardır.
"Eğitim ortamı eğitsel etkinliklerin meydana geldiği,
öğretme öğrenme süreçlerindeki
iletişim ve etkileşimin oluştuğu , personel , araç gereç
,tesis, organizasyon gibi
oluşturduğu çevredir. Eğitim bilimcilere göre öğrenme fiziksel ,
sosyal ve psikolojik
yönlerden uygun ve hoş bir çevrede oluşabilir" (Alkan ,1979).
Bu açıdan bakıldığında müzeler;
kazandırılması düşünülen bilgilerin somut olarak
görüleceği fiziksel; yaşamda yeri
olan bir kurum olması ile sosyal; sınıf ortamı
olmadığından çocukların
kendilerini rahat hissedecekleri psikolojik bir çevredir.Fiziksel
, sosyal ve psikolojik niteliklerin hepsini üzerinde toplamış bulunan
müzeler, ziyaret ve alan gezileri şeklinde bir eğitim ortamı olarak da
nitelendirilebilir.
Ziyaret ve alan gezileri bilişsel ve özellikle duyusal amaçların
geliştirilmesinde yararlıdırlar. Bu ortamlar aynı zamanda zincirler ,
kavramlar ve
ilkelerin öğretiminde yararlı biçimde uygulanabilmekte ve özellikle
normal yöntemlerle
sunulan materyalin özetlenmesi ve birleştirilmesinde yararlanılmaktadır
(Alkan, 1979).Böylece
müzelerin, bireydeki bilişsel ve duyusal yönlerin gelişmesine
sağlayacağı katkının dikkate değer bir düzeyde olacağı görülmektedir.
|