|
|
 |
 |
Okunma |
|
2400 |
İNSANLIK TARİHİ KADAR ESKİ BİR İNANIŞ
İnsanlar
sorulduğunda onu hep reddetti; hurafe, cahillik, saçmalık dedi. Sonra
sayısız tılsım örneğinden herhangi birini takı olarak boynuna, koluna
taktı, yaşamına soktu. Gözboncuğu nedir sizce? Ya da başta cami ve
türbeler olmak üzere hemen tüm kubbeli yapıların tepesindeki alem? Gözboncuğu
ya da nazarlık. Yani kötü gözden, kötü nazardan koruyacağına inanılan
takı. Anadolu’da prehistorik kazılarda bile çok sayıda gözboncu u
örneği bulundu. 7-8 bin yıl önce de amaç bugünküyle aynıydı: Kem gözden
korunmak... Gözboncuğu bir tılsımdı yani. Minarelerin, camilerin,
türbelerin hemen tüm kubbe ya da konik çatıların değişmez süsü âlem.
İki işlevi var bu âlemin: Biri pratik işlev. Yani kubbeyi kaplayan
kurşun levhaların tepede birleşme noktasındaki açıklığı örtmek. İkincisi
geleneksel işlev. Türkler Orta Asya’daki Şamanist dönemlerinde kötü
ruhlara ve nazara karşı tılsım olarak çadırlarının ve evlerinin
tepesine bir sırı a geçirilmiş yuvarlak, boncuk türü tepelikler
koyarlardı. Âlem alışkanlığı ilk orada başladı.  Tılsım,
büyülü bir sözcük. Hemen ardından büyü ve büyücülük gelir. Tılsımı
neredeyse herkes kullanır ama büyücüye kimse iyi gözle bakmaz. O kadar
ki, Hıristiyan dünyası asırlar boyunca büyücü yakma törenleriyle
ünlenmiştir. Aslında büyücüler yakılmış ama büyücülerin hazırladı ı ya
da ö rettiği tılsımlar kullanılmıştır. Büyücü ve tılsım ilişkisi
herdaim ticari bir ilişkidir. Tıpkı bugün oldu u gibi; parayı verirsin,
büyücü ya da hocaya (gerçek hocalar tabii ki konumuz dışında) tılsımı
yaptırırsın. O kadar yaygındır ki tılsım; yaşama ilişkin her ana, her
soruna, karanlık da olsa her iste e ait bir tılsım mutlaka vardır.
İsmet Zeki Eyübo lu, “Anadolu Büyüleri” ve “Sevgi Büyüleri” adlı iki
kitabında en yaygın tılsım, büyü, muska, başlıklarını şöyle sıralıyor:
“Hastalıkların Giderilmesi”, “Kötülüklerden Korunma”, “Dileklerin
Gerçekleşmesi”, “Kız Ba lama”, “Erkek Bağlama”, “Güzel Görünme”, “Koca
Bulma”, “Kız Kaçırma”, “Gebe Kalma”, “Kavuşturma”, “Göz Değmesini
Önleme”, “Ayırma”, “Horlamayı Kesme”, “Saç Dökülmesini Önleme”, “Gelin
ve Güveyi Ba lama”, “Döl Muskası”, “Sevgilileri ve Karı-Kocayı Ayırma
Muskası”... Ticaret rekabet demektir ve rekabet sizi geliştirir.
Şaka bir yana, bunlar tılsımın insan aldatmaya ve saşarın sırtından
para kazanmaya yönelik uygulamaları. Aslında tılsım, büyücülerden çok
önce vardı. Hatta alet kullanan ilk insan tarafından yaratılmıştı demek
abartı sayılmaz.TILSIM,

TELESMA, TALİSMAN... “Tilasm”
Arapça bir söz. Grekçe’de ise “Telesma”. İngilizce, Fransızca ve
Almanca’da “talisman”. Türkçe’nin eski söylenişinde “tılısmat”, bugün
“tılsım”...
İnsanlar
binlerce yıldır üzerindeki resimler, işaretler, yazılar nedeniyle ya da
yalnızca rengi, biçimi, az bulunması yüzünden gizli bir güç taşıdı ına
inandıkları nesneleri böyle adlandırıyor. Bu ortak ad, tılsımın insan
varlığıyla koşut geçmişinin; Orta Asya ve Mezopotamya’dan Mısır,
Akdeniz ve Kuzey ülkelerine kadar geniş bir coğrafyaya yayıldı ını
gösteriyor. Benzer inanışlara Afrika, Amerika, Avustralya kıtalarında
da rastlanıyor. Tılsım, her toplulukta de işik özellikler taşısa da
tarihin ilk ça larında bile evrensel bir kültür olabilmiş. İlk
tılsımın, bir taş devri insanının avını ya da düşmanını vurduğu sıradan
bir taşa; ağırlık, keskinlik gibi Şziksel özellikleri dışında, rengi ya
da üzerindeki farklı bir şekil nedeniyle gizli güçler atfetmesi ve onu
uğurlu sayıp yanında taşıması yla keşfedildiği düşünülebilir.
Budavranışın altında yatan, doğa koşulları karşısında zayıf ve
savunmasız olan insanın, doğal bir olayı doğaüstü nedenlerle
açıklaması, doğayı bu yolla etkileyebileceğini düşünmesi ve bu
düşünceyle huzur bulup bunu inanç biçimi haline getirmesidir. Zaten
dinler konusunda araştırma yapanlar da ilk insanın inancında din ve
büyünün içiçe olduğunu, tek tanrılı dinlerin ortaya çıkışından sonra bu
kavramların birbirlerinden ayrıldıklarını söylüyor. İlk Türklerde,
insanların Tanrı ve ruhlar dünyasıyla ilişkisini Şamanlar sa lıyordu.
Ancak Şamanlar, insanları yaşamın her anında yakınında olup
koruyamayacağı için, genellikle kayın ağacı, keçe, bez gibi
malzemelerden ilkel tasvirler yapıyor (ongun), küçük deri parçaları
üzerine bazı Şgür ve gizli işaret (bitig) çiziyor, insanlar da bunları
yani tılsımları üzerlerinde ve evlerinde bulundurarak korunuyorlardı.
Aradan onbinlerce yıl geçti. Ama insanlar hala çeşitli tasvir ve
Şgürlerle korunmaya çalışıyor. Bir farkla; bunlar artık ilkel figürler
değil; değerli metaller, değerli ve yarı değerli taşlarla yapılmış
ziynet eşyaları... Tılsımlı taşlar... İnsanlar
binlerce yıldır yalnız kendi ürettikleri yazı, resim ve desenlerin de
il; değerli ve yarı değerli taşların ve bazı organik materyallerin de
tılsım gücü oldu una inandılar. İşte size bu inanışlardan bir demet :
E
l m a s : Yüzyıllardır kadınları erkeklere karşı sihirli bir koruma
altı na almıştır. Hediye olarak alınan elmasın satın alınandan daha
fazla koruyucu özelliğe sahip olduğuna inanılır. Büyü, zehirlenme,
hastalık ve karabasanlardan korur; öfkeyi önleyip dirayetli olmayı
sağlar Zümrüt : Yeşil rengi yüzünden yağmur yağdırdığına inanılır.
Beden-ruh-zihin için tonik vazifesi görür ve kuvvetli bir duygusal
dengeleyicidir. Zümrüte kimi yerlerde “Koşulsuz Aşk Taşı” da denir.
Sevgililerin birbirlerine verebileceği en iyi arma an olarak görülür. S
i t r i n : Böbrek, kolon, ci erler, hazım organları ve kalp için
faydalıdır. Bir adı da “Tüccar Taşı” olan sitrini, kimi ticaret erbabı
parasal gücü arttırdı ına inanarak kasasına koyar. Sair: Krallar
tarafından kötülükleri uzaklaştırmak için kullanılırdı. Ayrıca
sevgilileri koruyan özel güçleri vardır. Kalp ve böbrekleri
kuvvetlendirir, tüm salgı bezlerini harekete geçirir, pisişik
yetenekleri arttırır ve sezgiyi güçlendirir. Yeşim: Büyük Çin
Ejderi’nin yeryüzüne boşalttığı tohumlarının donup yeşim taşı olduğuna
inanılır. Bugün bile Çinli işadamları bir işe başlamadan önce yeşimden
tılsımlarını tutar, okşar ve ondan güç alır. Ayrıca
akıl hastalıklarına, iç hastalıklarına, göz bozuklu una ve kadınların
adet ve doğum sancılarına iyi geldi ine inanılır. Kırmızı mercan:
Nazardan, cinlerden, büyü ve delilikten koruduğuna inanılır. Hormon
dengesizliği olan kadınların ve doğumda zorluk çekmek istemeyenlerin
cinsel organları yanında taşımaları tavsiye edilir. Ayrıca bebekleri
koruduğu, diş çıkarmasına yardımcı olduğu söylenir. Kehribar: Kötü
talihi yenmeyi sa lar, şansı açar. Kolyesinin, zehirlenmelere karşı
korudu una inanılır. Penis şeklinde yontulup, takıldığında nazara ve
kötü ruhlara karşı etkindir. Hayvan biçimlerinde işlenen kehribarlar
erkeklerde cinsel gücü, kadınlarda do urganlığı artırır. Doğal şekli
bozulmadan boyuna asıldı ında guatr hastalığını tedavi eder. Lal:
Cinsel enerjiyi ve duyarlı ı artırdı ı, cinsel dengesizlikleri
düzelttiğine inanılır, bu yüzden “Tutkuların Taşı” da denir. Kalp
şeklinde yapılmış tılsım laller, eşleri ve sevgilileri cezbetmeye
yarar, yatak ve yastık altına konulduğunda kötü rüyaları ve gecenin
kötü ruhlarını kovar. Ametist: Ametist; eski çağlarda “sarhoşluğu
yok eden taş” diye bilinirdi. Bu yüzden o dönemde ametistten kadeh,
çanak gibi kaplar yapıldı. Ayrıca, endokrin ve ba ışıklık sistemini
güçlendirir, kanı temizler ve enerji verir.
Kuvars:
Duygusal dengeleyicidir. Beyin fonksiyonlarını düzenler. Büyücülerin
kristal küreye bakarak kehanette bulunmaları, kuvarsın zihinsel
konsantrasyonu kolaylaştırmasındandır. Pembe kuvars: “Aşk Taşı” da
denir. Onu üzerinde taşıyanı öfkeden, suçluluktan, korku ve
kıskançlıktan korudu u ve kısırlı a karşı faydalı oldu una inanılır. Dumanlı
kuvars: “Rüya Taşı” da denilen bu taşın; umutsuzluğa, üzüntüye, öfkeye,
depresyona ve di er negatif etkilere karşı korudu una inanılır. Kaplan
gözü: Bir tür kuvars olan bu taşın, taşıyanları başkalarına daha az ba
ımlı kıldı ına inanılır. Ancak bu durum ikili ilişkileri, iş hayatını
ve ortaklıkları olumsuz etkileyebilir. Tedavi edici özelli i de vardır: Sindirim sistemi, dalak, pankreas ve kolon için faydalıdır. Opal:
Hakkında çelişkili inanışlar vardır. Talihsizli e yol açtı ı da
söylenir, güven duygusunu artırıp, düşmanlara karşı güçlü kıldı ı da.
Görme duyularını güçlendirip, sezgiyi arttırır. Üst bene ulaşmak için
de kullanılabilir. Lapis lazuli: Rengi yüzünden göklerin sembolü
olarak kabul edilir. Küçük çocukları korkularından ve solunum yolu
hastalıklarından uzak tuttu u için “Çocuk Taşı” da denir. İskeleti
kuvvetlendirir, tiroid bezini harekete geçirir, tansiyon ve kaygıyı
azaltır, zihni açar.
Hematit:
Enerji ve canlılık verir, stresi azaltır. Çekim gücü fazla olduğundan,
kişisel çekim, neşe, cesaret ve istek verir, kararsızların karar
vermesini sağlar. Yakut: Cesaret, ruhsal gelişme, liderlik, mutluluk
duygularını arttırır. Cinsel aşırılıklara iyi geldiğine, tasadan,
korkudan, zehirlenmeden, zihinsel bozukluklardan, erken ölümden hatta
sel, fırtına gibi do al afetlerden korudu una inanılır. Yakut, ete ya
da dişe takıldı ında güç ve enerji verir. Akik: Bedeni ve zihni kuvvetlendirir, taşıyanı tehlikeden korur, uyumsuzluklara son verir. Akik; uykusuzlu a, korkaklı a, karabasana, nazara ve metabolizmaya da faydalıdır. Gerçeklerin
farkına varılmasını sağlar. Aquamarine: Takana özellikle ölüm
karşısında cesaret verdi i söylenir. Bu niteliği ve rengi yüzünden
denizcilerin en önemli tılsımıdır. Kahinler geleceği görmek için
kullandığından “Kahin Taşı” da denir. Ayrıca sinirleri yatıştırır,
düşünceyi berraklaştırır ve yaratıcılığı artırır. Böbrek, karaciğer,
dalak ve tiroid bezini kuvvetlendirir, vücudu temizler . Obsidyen:
Karın ve ba ırsakları iyileştirir, zihin ve duyguyu birleştirir.
Kaygıyı azaltır, takıntıları düzeltir, akıl ve sevgi ile bağlarımızdan
kopmamayı sağlar. Kara kehribar: Cinlere ve melankolik durumlara
karşı korur. Nazara karşı en üst koruma yaptığına inanılan taştır.
Yakıldığında dumanının yılanları kovduğuna inanılır. Aytaşı: Lenf
sistemindeki bozuklukları düzeltir. Hindistan’da kutsal bir taştır ve
sevgililerin ihtirasını artırdığına inanılır. Kadınlar kısırlığa iyi
geldiği, üreme organlarındaki sorunları çözdüğü ve doğumu
kolaylaştırdığı için taşırlar. Ayrıca, egoizmi giderdiği ve oburluğu
tedavi ettiği de söylenir.
Topaz:
Eski zamanların en kudretli taşlarından biri olan topazın, göz
hastalıklarını ve veba gibi salgın hastalıkları ortadan kaldırdı ı
söylenir. Turkuaz: En yaygın tılsım taşıdır. Vücudu kuvvetlendirir,
hücreleri yeniler, kan dolaşımını, ci erleri canlandırır. Sakinlik
verir ve yaratıcı ifadeye güç kazandırır. Oniks : Kaygıları azaltır, kadın/erkek zıtlaşmasını dengeler, ilikleri kuvvetlendirir, bağımlılıklardan kurtulmaya yardım eder.
|