|
|
 |
 |
Okunma |
|
620 |
AynalarTakı
kelimesi bir çok yardımcı malzemeyi de çağrıştırır. Beğenme,
beğendirme, süslenme arzusuna yönelik işlevi göz önüne alındığında,
kıymetli taş ve metallerden yapıldıkları düşünülürse, mücevher
kutuları, tuvalet masaları ve aynaların ne kadar önemli olduğu ortaya
çıkacaktır. Bu nedenle, büyük bir grup oluşturmalarına ve başka bir
kapsamda bir bütün olarak ele alınmalarının gerekli olmasına karşın,
biz burada takı yardımcı malzemelerinden bir örnekle kataloğa başlamayı
uygun gördük. Yuvarlak
aynanın 0,2 cm. kalınlığındaki yüksek kalaylı ve kurşşun içeren tunçtan
oluşan metali sağlamdır. Ayna görevini gören gümüş parlaklığındaki ön
yüzü temizdir ve aynanın kırık olan sapının gövdeye otırduğu kısım,
yuvarlak gövdenin kenarında iki küçük çıkıntı halinde korunmuştur.
Aynanın çerçevesi de eksiktir. Aynanın arkasına yapıştırılmış olan 0,9
mm. kalınlığındaki altın kaplama pirincin çapı, ana gövdenin çapından
0,7 cm. Daha küçüktür. Bu 0,7 cm.'lik bölümde ayna çerçevesinin
yapıştırılması için sürülmüş olduğunu varsaydığımız beyaz ve sert, lak
gibi bir maddenin izleri görülmektedir.
Altın
kaplama pirinç safiha üzerinde cepheden tasvir edilmiş, kolları
yanlaradoğru açık bir Eros kabartması yer almaktadır. Safiha çok ince
olduğundan ezilmeler, kopmalar ve kırıklar oluşmuştur. Eros, vücut
ağırlığını sağ bacağı üzerine vermiştir. Sağ kalçası hafifçe dışa
çıkık, sağ ayağı yere tam basmakta, sol bacağı ise dizden hafif bükülü
ve sol ayak parmaklarının sadece uçları yere değmektedir. Çıplak olarak
betimlenmiş vücutta göğüs ve karın adaleleri belirgindir. Yana doğru
açtığı sol kolu dirsekten bükülü olup elinde cepheden tasvir edilmiş
bir kithara tutmaktadır. Sağ kolu da yine yana doğru açık, dirsekten
hafif bükülüdür ve bu elinde de plektronu tutmaktadır. Plektronun
kordonu bileğine bağlıdır ve ucundaki ponponu bileğin üzerinde kabartma
olarak gösterilmiştir. Baş
hafif sağa dönük ve aşağı doğru çok hafif eğiktir. Saçlar ortadan
ayrılmış ve kulak hizasına kadar iri dalgalar halinde gelip oradan
enseye doğru bukleler yaparak inmektedir. Başın sağ tarafındaki saçlar
işlenmiştir, sol tarafındaki bukleler ise görülmemektedir. Başın
tepesinde bir tutam saç bukle yapılmıştır. Oval yüzde, yanaklar dolgun,
dudaklar etli, burun basık, gözler iri, gözbebekleri belirgindir.
Sırtından çıkan kanatların telekleri yukarı ve yanlara doğru açıktır ve
uçları kanatların kapanmaya başladığı anı vurgulamaktadır. Eros,
sırtında, altın kaplama safihanın neredeyse tüm yüzeyini kapsayan bir
pelerin taşımaktadır. Vücudu tamamen çıplak bırakan bu pelerin, arkada
bir anlamda bir fon oluştururken, önde, boynun biraz altında, omuzlarda
öne gelen "V" şeklinde yassı bir bantla bağlanmaktadır. Pelerin,
omuzlardan aşağı, arkadan, bele doğru inerken ve bel hizasından sonra
yanlara iri volonlar halinde dalgalanarak açılmaktadır. Bacakların
bileğe yakın olan kısmında da pelerinin bir volanı belirtilmiştir.
Rüzgarın etkisiyle dalgalanan kumaşın inceliği ve dökümlülüğü belli
olmaktadır. Bilindiği
gibi, Eros, tasvirlerde en fazla karşılaşılan mitolojik figürlerden
biridir. Genel olarak çıplak ve kanatlıdır. Elinde simgelerini taşır.
Bu simgeler yayı ve oku, ya da kitharası olabilir. Eros'un, Zeus'un,
Hermes'in ve Herakles'in simgeleriyle de tasvirleri vardır. Yalnız
tasvir edilmesinin yanı sıra Pscyhe ya da Aphrodite ile birlikte olduğu
tasvirler çoğunluktadır. Ankara aynasındaki Eros ise bu genellemelerden
farklı bir özellik göstermesi açısından diğer Eros örneklerinden
ayrılmaktadır. Yukarıda denildiği gibi genellikle çıplak tasvir edilen
Eros bazı örneklerde giyimlidir. Bunlardan bazılarında ise bir pelerine
sarınmıştır. Hemen hemen bütün tasvirlerde açık kanatlarla tasvir
edilen Eros, Ankara aynasında ilk kez açık kanatların yanı sıra
rüzgarla dalgalanan ve uçuşan bir pelerinle tasvir edilmiş olarak
karşımıza çıkmaktadır. Bu mzelliği de ünlü Khios'un şaire Sappho'nun
bir ezgisini akla getirmektedir. Uzun zamandan beri bilinen bu ezginin
belki de Ankara aynasında ilk kez bir tasvirini bulmuş olmaktayız. Bir
fragman olarak zamanımuza ulaşmış olan bu ezgiden (E.Lobel - D.Page,
Sappho Fragment 54, Oxford 1955) yalnız:"omuzlarında eflatun
khlamisiyle göklerden gelerek" dizesi korunabilmiştir. Dizede başka
renk olmasını düşünemediğimiz khlamis vurgulanmakta ve ayrıca Eros'un
gökten geldiği belirtilmektedir. Aynı ifadeler kabartma üzerinde de
mevcuttur. Bütün yüzeyi kaplaması ve zamanında belki eflatun renkte
boyalı olmasıyla khlamis kabartmada da özellikle vurgulanmaktadır.
Ayrıca yüzeye yayılırken yaptığı dalgalanma Nike tasvirlerindeki rüzgar
etkisini burada da en gerçekçi bir şekilde yansıtmış olmaktadır.
Böylece kabartma üzerindeki Eros da, Sappho'nun dizesindeki gibi
sırtında uçuşan, dalgalanan eflatun peleriniyle gökyüzünden, bir
ayağının üzerine daha henüz basarak yeryüzüne inmektedir.
|