|
|
 |
 |
Okunma |
|
2869 |
ANTİK ÇAĞDA BİLEZİKLER Anadolu
tarihinde önemli bir yeri olan Çatalhöyük'te yapılan kazılarda elde
edilen taş bilezikler, bugün müzelerde günümüz insanıyla buluşuyor.
Başlangıçta dinsel ve törensel anlamı olan takıların daha sonraları,
süslenme ve kendini güzel gösterme amacıyla kullanılması sonucunda
takılar değişik şekil ve malzemelerle yapılmış. İlk bilezikler daha çok
deniz kabukları, kemik ve küçük taşlar gibi doğal malzemelerin
dizilmesiyle elde edilmiş. Bu tip malzemelerden yapılmış bileziklerin
çıkarttığı seslerin, ayinlere daha gizemli bir hava kattığını düşünür
bazı araştırmacılar. Anadolu'nun
en eski merkezlerinden biri olan Alacahöyük'te, kral mezarlarında
bulunan altın bilezikler M.Ö. 3. binde Anadolu'daki kuyumculuğun
ulaştığı nokta hakkında bilgi verir. Hititler'den kalma duvar
kabartmalardaki insan figürlerinin bileklerini süsleyen bileziklerdeki
zenginlik dikkat çekicidir. Yüzleri birbirine dönük aslan başları ile
süslenmiş bilezikler, Hititler'in severek kullandığı formlarından
olmuş.
Anadolu
kültürleri arasında maden sanatı ve kuyumculukta en başarılı olan
toplum kuşkusuz Urartular. Urartular altın takıları törensel amaçla
kullanırken, gümüş ve bronz takıları günlük yaşamda kullanmış. Urartu
mezarlıklarında yapılan arkeolojik kazılarda bileziğin hem kadınlar,
hem de erkekler tarafından kullanıldığı ortaya çıkmış. Orta-Batı
Anadolu'da hüküm süren ve tuttuğu her şeyi altına dönüştüren Kral
Midas'ın halkı Frigler'in yaptığı takılar da kuyumculuğun sırlarının,
estetikle buluşmasının bir göstergesi gibi. Pers istilası sırasında
Doğu ile Batı sanatını topraklarında harmanlayan Anadolu, bu dönemde
aslan başları, hatta gövdeleriyle süslü ağır altın bileziklerle göz
kamaştırmış, eski çağların usta kuyumcularının ellerinde. Camdan
yapılmış bilezik halkaların altın aslan başı uçlarla süslendiği
örneklere de bu dönemde rastlarız. Bilezik halkası olarak camın
asaletli ışıltısının yanı sıra, ince teller de bilezik yapımında
kullanılmış. Bu tip ince tellerden oluşan bileziklerde; cam, kalsedon
ya da kuvars gibi malzemelerden yapılan süslerle, bilezikler farklı ve
daha göz alıcı bir hale getirilmişler; daha çok beğenilmek arzusuyla.
Batı Anadolu'da antik Yunan sanatının, yerli anlayışla yorumlanması
sonucunda takılarda da değişiklikler gözlenmiş. Gerek motif ve
figürlerin çeşitliliği, gerek bu çeşitliliği pekiştiren ayrıntılı ve
ince işçiliğin toplumlar arasında yayılmasıyla Batı Anadolu, kuyumculuk
konusunda estetiğin ve teknolojinin birleştiği bir yer olmuş. Bu
dönemde daha eski devirlerin mirası olarak kabul edilen uçları hayvan
başlı bileziklerin yanı sıra, M.Ö. 4. yüzyıldan sonra bileziklerde,
granül tekniğiyle yapılmış süsler ve telkâri şeritler de görülür. Artık
bilezikler tamamen süslenme amacıyla kullanılmış ve gösteriş ön plana
çıkmış. Ancak bilezik yapımında ağır ve törensel bir gösteriş yerine,
son derece ince işçilikli ve ayrıntılarla zenginleştirilmiş sanatsal
bir anlayış tercih edilmiş. Bu dönemden itibaren bilezik halkalarında
değişik malzemeler kullanılmaya başlanmış. Altın, gümüş, bronz ya da
cam ve kuvars gibi çeşitli malzemelerin bilezik yapımına
uygulanmasıyla, takı sanatındaki gelişime paralel olarak, bilezik
üretiminde de yeni gelişmeler ortaya çıkmış. Bilezik halkaları kimi
zaman burkulmuş ya da düz boru olarak, kimi zaman da şeritler halinde
şekil bulmuş, antik çağ kuyumcularının parmaklarında.  Helenistik
dönemde ele geçirilen topraklardan sağlanan yeni malzemeler (sedef,
inci vb.), yeni konular ve yeni teknolojilerle takı yapımında önemli
bir devrim gerçekleşmiş. Zenginleşen üst tabakanın ve ticaretle
uğraşanların estetik açıdan kaliteli takılara yönelmesi, bu ürünleri
sanat eseri olarak kabul etmeleri sonucunda, takılara olan ilgi artmış
ve özenli ve ince işçilikli takılar yapılmış. Bu dönemin takı
gereksinimini karşılamak için oluşturan en önemli kuyumculuk
merkezleri, Anadolu'da Lampsakos (Lapseki), Antiokheia (Antakya) ve
Mısır'da İskenderiye'dir. Bu dönemde kuyumculuk tam anlamıyla renkli
bir hal almış. Zümrüt, yakut ve granat gibi taşlarla süslenen takılar;
incilerle, sedeflerle düşsel bir görünüme bürünmüş. Takılarda
kabartmalı mitolojik figürlerden, aslan, yılan, kuş, vb gibi hayvan
motiflerine kadar her konu özgürce kullanılmış. Ayrıca ipek püskül
görünümünü veren sarkaçlardaki zarif işçilik sayesinde takılar daha
sanatsal ve daha popüler bir görünüme kavuşmuş. Bu dönemde üretilen
bileziklerde, hayvan başı olarak yapılan bilezik uçlarında
çeşitlilikler görülür. Aslan başının yanı sıra, koç, dana, keçi,
sfenks, boğa ve köpek başları da sıkça görülür. Ayrıca bileği ya da
pazıyı birkaç defa saran, tamamı yılan formunda yapılmış olan
bilezikler ve pazıbentler de bu döneme ait takılardandır. Bileziklerin
orta kısımlarına telkâri süslemelerle yapılan ve günümüzün gemici
düğümünü andıran "Herakles düğümü" motifi, bileziklerde ve kolyelerde
sıkça karşımıza çıkar günümüz müzelerinde. Sabır ve özen gerektiren bu
tip bileziklerin işçiliğini görünce, ister istemez tartışmasız bir
hayranlık uyanıyor eski kuyumcu ustalarına, takı sanatçılarına...
M.Ö.
3. yüzyılda bilezik yapımında ortaya çıkan bir diğer yenilik ise
menteşeli ve kilitli bileziklerdir. Bu tip bileziklerde daha değerli
taşlar ve daha çok altın kullanılır. Romalılar
da Herakles düğümü motifini severek kullanmaya devam etmiş. Bunun yanı
sıra, yılan figürlü bilezikler de eski dönemlerdeki kadar rağbet
görmüşler. Cam ya da renkli boncuklardan yapılmış bileziklerle
birlikte, değerli taşlarla süslenmiş bilezikler de bu dönemin önemli
bilezik formları arasında yer almaktadır. Halkın kullandığı basit
bilezikler arasında, düz altın levhalardan yapılan bilezikler ve altın
tellerle yapılmış sade bilezikler de sayılabilir. Bizanslılar'ın
üretmiş oldukları bileziklerde daha basit halkalar kullanılmış. Bu
halkaların bazıları mine işçiliği ile renklendirilmişse de Bizans
bilezikleri Yunan ve Roma bileziklerinde görülen ihtişam ve
renklilikten uzak, daha basit bileziklerdir.
Ait
olduğu kültür ne olursa olsun antik çağlarda üretilmiş olan bilezikler
günümüzde görenleri hayrete düşürüyor aradan geçen zamanı hiçe
sayarcasına. Zamanında tanrıçaların ya da ölümlü kadınların narin
bileklerini süsleyen zarif bilezikler, bugün hala kuyumcu ustalarının
ya da tasarımcılarının vazgeçemedikleri takılar arasında yaşamlarını
sürdürüyor. 
|