|
|
 |
 |
Okunma |
|
2351 |
Fatih Sultan Mehmed'in ölümünden sonra
sarayda gelişen ölen sultanların giysilerini bohçalayarak
saklama geleneği Osmanlı İmparatorluğu Dönemi işlemelerini 15.
yüzyılda kısa bir boşluktan sonra 16. yüzyıldan 20. yüzyıl
başlarına kadar kopmadan izlememize olanak sağlamaktadır.
Osmanlı sultanları giyim-kuşama önem verir,
lüks kumaşlardan dikilmiş kaftanlar giyerlerdi. Onların kalite
arayışları dokumacılığın gelişmesinde önemli bir yer tutar.
Saray kıyafetleri ve mefruşat için kullanılan kumaşlar saray
bünyesindeki atölyelerde hassa nakkaşları tarafından hazırlanan
desenlere göre dokunurdu. Bu atölyeler yeterli olmadığı zamansa
İstanbul ve Bursa'daki diğer atölyelere sipariş verilirdi.
İpekliler devlet tarafından kontrol altında tutulur, çözgü
tellerinin sayısından boyasına dek her detayın esaslarına
uygunluğuna bakılırdı.
Görkemli giyecekler kemha (brokar), kadife,
çatma (bir kadife türü), seraser (altın ve gümüş alaşımlı telle
dokunmuş ipekli kumaş), diba, atlas, canfes, tafta, vala, çuha,
sof ve şal gibi kumaşlarla oluşturulurdu. Topkapı Sarayı'nın
sayıları 1550'yi bulan giyim-kuşam koleksiyonu ölen padişahın
üzerinden çıkan ve sahip olduğu diğer giysilerinin saklanmasıyla
oluştu. Padişah elbiseleri hazine eşyası sayıldığından Hazine'de
saklanırdı. Ölen sultan, hanedan mensubu yüksek rütbeli devlet
memuru ve din büyüklerinin eşyalarının türbesine konulması bir
gelenekti ve bu türbelerden toplanan giysiler de Saray'daki
koleksiyona katılırdı. Osmanlı sarayındaki ipekli ve
pamukluların bir bölümünün menşei Hint, İran ve Mısır'dır.

 
 


|