|
|
 |
 |
Okunma |
|
5719 |
OSMANLILARDA ÇİNİ SANATI Türk mimarlığında çininin bezeme düzeni
içinde mimarlığa bağlı olarak kullanılışı, İran Büyük
Selcukluları ile başlar. Çininin mimarlıkta yoğun biçimde
kullanılması ve gelişmesi XIII.yüzyıl sonlarına rastlar.
İlk Osmanlı dönemi çinileri renk bakımından
daha zengindir. Osmanlı Devleti'nin başkentlerinden biri olan
İznik, çini yapımının gelişmesine büyük katkısı olmuş önemli bir
merkezdir. İznik'te duvar çiniciliğinde ve keramiklerde yeni
teknikler geliştirildiğinden, hızlı ve sürekli bir üretim
yapılabilmiştir. XVI. yüzyılın başlarından sonra mozaik ve altın
yaldızlı çiniler yerine renkli sır tekniğiyle, kare levhalar
halinde üretim yapılmıştır. XVI.yüzyılın ikinci yarısında renkli
sır tekniği bırakılarak tüm çiniler sıraltı tekniğiyle yapılmaya
başlanılmıştır. Sarı, ve açık yeşil renkler ortadan kaybolmuş,
firuze, mavi, yeşil mercan kırmızısı, açık lacivert ve beyaz
renkler egemen olmuştur.
Çiniçiliğin yanı sıra gelişen keramik
sanatından- koruma güçlüğünden örtülü duvar çinilerine oranla
daha az sayıda önek günümüze gelmişitir. Keramik sanatında
yapılarda kullanılmak üzere yapılan kandiller çerağlar, askı
kürelerinin yanında kâse tabak sofra takımları ibrik ve sürühi
gibi ürünler de ortaya konmuştur.
Pişmiş toprak eserler arasında Türk sanatında
en geç görülen porselendir. XIX.yüzyılın ortalarında Haliç'te
bir porselen fabrikası kurulmuş "Eser-i İstanbul" markalı
porselenler üretilmiştir. Biçim ve desen olarak Batı etkisindeki
porselenler, ithal edilenlerle rekabet edemediğinden fabrika
kapanmıştır. XIX . yüzyıl sonlarında ise II. Abdülhamit
tarafından Yıldız Sarayı bahçesinde kurulan Yıldız porselen
Fabrikasında, çok kaliteli porselenler üretilmiştir.
Günlük işlerde kullanılan çeşitli toprak
kaplara genel bir adla keramik ya da seramik
denilir. Çini ve keramik sanatında uygulanan teknikler aynıdır.
Çini hamurları kil , kuvarst ve feldispat karışımından meydana
gelmiştir. Bazen hamura mermer tozu da karıştırılmıştır. Çini
hamurlarının dış yüzeylerine başka bir renk vermek için yapılan
kaplamaya astarlama işlemi denir. Renkli kil bulamaçları veya
metal oksitlerinin katılmasıyla renklendirilen çini hamurları
çok kullanılmıştır. Astar ve çini hamurunun kuruma ve pişme
küçülmelerinin birbirene çok yakın olması gerekir. Astar
akıtılarak sürülüp kurutulduktan sonra, bezemeler kazıma yoluyla
veya astarın üzerine fırçayla çalışarak yapılmıştır.
Çini yapımında sırlama işlemi, en basit sır
olan silis kurşun oksit çini üzerine sürülüp, gerekli derecede
pişirilmesiyle yapılmıştır. Renkli sır için saydam sıra metal
oksitleri eklenmiştir. Sır pişirimi daha düşük sıcalıklarda,
fakat uzun sürede yapılarak parlaklık sağlanmıştır.
Sır üstü tekniğinde, suyla karıştırılmış
renkler pişirilmemiş, ham sırın üzerine uygulandıktan sonra
pişirme yapılmıştır. Diğer bir yöntemde ise sır pişirildikten
sonra bezeme, sırüstüne daha düşük derecedeki sıcaklıklarda
eriyen renkli sırlarla yapılarak düşük sıcaklıkta tekrar
fırınlanmıştır. Ayrıca sır üstüne metal oksitlerinden boyalarla
bezeme yapılıp fırınlanarak elde edilen madensel çini ve
keramiklere de "perdahlı" denilmiştir.
Sıraltı tekniğinde ise, istenilen renk
karışımı doğrudan çini hamuru üzerine uygulanarak bezeme
yapılmış , bezemenin üzerine saydam sır akıtılarak
pişirilmiştir.
Sırlı tuğlalar, önceleri inşaatlarda duvar
yapımında diğer tuğla ve kerpiçlerle birlikte örülürdü.
Sonraları cepheleri bezemek için renkli olarak hazırlanmış sırlı
tuğlalar yanyana motifler oluşturacak biçimde kullanılmıştır.
İstenilen bezeme motifi küçük parçalardan değişik boyut ve
biçimlerde kesilerek bir düzen içinde uygulandığındın bu tekniğe
mozaik çini tekniği denilmiş, XV. yüzyıl başlarına kadar
Türkistan ve Anadolu'da uygulanmıştır.
Bu tarihten sonra nakışlı, dört veya altı
köşeli çini kaplama ve diğer tekniklerle kullanılmıştır. Mozaik
tekniğinde üç ayrı yöntem uygulanırdı . Kakma tekniğinde,
değişik renkte ayrı çini levhalardan kesilen parçalar, araya
getirilerek alçılı yüzeye uygulanmıştır. Kazıma veya sahte
mozaik tekniğinde ise tek renkli çinilerin zemini bezeme veya
yazıya göre kazılarak çini bir kabartma oluşturulmuştur. Bu
tekniklerle yapılan çiniler, yapım sırasında yapı yanındaki
şantiyede hazırlanırdı. Mozaik tekniğinin diğer bir
uygulamasında ise, çini parçalarına pişirilmeden önce özel
biçimi verilmiş, veya tek renkli büyük levhalar halinde
sıralanıp fırınlandıktan sonra bezemeye göre kesilip
birleştirilmişlerdir. Çini teknikleri içinde en zor olan minâi
tekniğinde ısıya dayanıklı siyah, altın yaldızlı, kırmızı,
kahverengi ve beyaz ise sır üstüne yedi renk bir arada
kullanılmıştır. Yüksek ısıya dayanıklı, mavi, patlıcan moru ve
yeşil altına, daha düşük uygulanarak tekrar fırınlanmıştır.
Çini ve keramikte birkaç renk sır bir arada
kullanıldığında sırlar akarak birbirine karışacağından, ilk kez
Osmanlılar tarafından XV ve XVI.yüzyılarda bölmeli renkli sır
tekniği uygulanmıştır. Bu teknikte desen levha üzerine kazınarak
çizildikten sonra çizgilerin oluşturduğu oyuklara konulan madde
pişme sonucunda siyah ve hafif kabarık bir durum oluşturduğu
oyuklara konulan madde pişme sonucunda siyah ve hafif kabarık
çizgilerin meydana getirdiği bölmelirin içine ise, değişik
renkte sırlar konurdu. Bu teknikte mavi zemin üzerine beyaz,
filizi yeşil, sarı firuze ve kırmızı renkte sırlar konurdu.
teknikte mavi zemin üzerine beyaz filizi yeşil sarı fıruze ve
kırmızı renkte sırlar kullanılmıştır . Bölmeli teknik daha
sonraları Avrupa'da özellikle İspanya'da kullanıldığında
çizgilerin içine ayırıcı madde olarak ince iplikler konulmuştur.
Osmanlılar ise, bunun yerine fırında çizgilerin içine ayrıca
madde olarak ince iplikler konulmuştur. Osmanlılar ise bunun
yerine fırında ısındığı zaman kabaran, şekerli olduğu sanılan
bir madde kullanmışlardır.


|