|
|
 |
 |
Okunma |
|
2214 |
OSMANLIDA MUSİKİ
Osmanlı mûsikîsi, Osmanlı saray veya halk
müzisyenlerinin askerî, dini, klâsik ve folklorik türlerde
ürettiği ve toplumun her kesiminde kullanılmış bir sanattır.
Temelinde tek kişinin (ozan tarzına uygun) usullü veya
usulsüz, ama mutlaka bir makam'a bağlı olarak çalıp
söylediği; müziğin sadece ritm ve melodi unsurlarını
kullanıp insan sesine ağırlık veren ve nesilden nesle
aktarımı Batı müziğindeki gibi nota yoluyla değil meşk
yoluyla sağlanan bir şahsî üslup ve ifade müziğidir.
Sarayın, devleti yalnız askerî ve mülkî
olarak değil, aynı zamanda fikir ve sanat hayatı açısından
da yöneten bir merkez oluşu, Türklerde çok eski bir
gelenektir. Ülkenin en ileri fikir ve sanat adamlarını
toplayan, besleyen ve barındıran hep saray olmuştur. Şiir ve
hat gibi mûsikî de eğitimlerinin ayrılmaz parçası olmuş olan
Osmanlı padişahları da sanatı -Selçuklu, Karahanlı, vd.
ataları gibi- ırk, dil, din ve mezheb farkı gözetmeksizin
koruyup desteklemişlerdir. Osmanlı mûsikîsinin, bir
imparatorluk sanatı olarak, bütün Türk mûsikîsinin en fazla
gelişmiş, zenginleşmiş ve incelmiş bölümü olmasının sebebi
budur.
Osmanlı Musikisinin Eğitim
Kurumları
Osmanlı mûsikîsinin, nesilden nesle
aktarımın meşk yoluyla sağlandığım söylemiştik. Bu meşk,
Mehterhâne, Mevlevihâne, Enderun, mûsikî esnafı loncaları ve
özel meşkhâneler olmak üzere başlıca beş değişik mekanda
yapılırdı ki mûsikînin toplum içinde tanınıp sevilmesini,
beste ve konserlerle yaygınlaşmasını sağlayan temel eğitim
ve icra kurumu niteliğindeydiler. Şimdi bu kurumları daha
yakından görelim.
|

III.Ahmed zamanında mehter takımı,
Levni_Topkapı Sarayi |
1. Mehterhâne
Hun'lar zamanındaki adı Tuğ olan ve
vurmalı sazlarla nefesli sazlardan oluşan askerî mızıka
okulunun Fatih'ten sonra aldığı isim, Hun'lardan beri Türk
savaş tekniğinin vazgeçilmez unsuru olan askerî müziğin
amacı, çok uzaklardan duyulan ve gitgide yaklaşan gök
gürültüsüne benzer yabancı bir müzmin sesiyle düşmanın
moralini bozup savaşacak güç bırakmamak, düşmanı teslim
almak suretiyle harbi en kısa zamanda bitirmek ve böylece
—bir bakıma— insan kıyımını önlemektir.
Selçukluların T'abılhâne veya Nevbethâne
dediği bu kurumda Hunlardan beri ikisi nefesli, dördü
vurmalı altı temel çalgı yer almıştır: İslamiyet ten sonra
adları zurna, boru (nefir veya şahnay), çevgan, zil, davul
ve kös'e çevrilen yurağ, boygur, çöken, çanğ, tümrük ve
küvrük. Savaşta ordunun önünde giden kös, davul, nakkare,
zil, çevgan, çalpara, çengi harbî, zurna ve boru gibi
yüzlerce vurmalı ve nefesli çalgının çalacağı müzik, savaş,
tören ve oyun (spor) amaçları için özel olarak bestelenirdi.
Hünkâr Peşrevi, At Peşrevi, Alay/ Düzen Peşrevi, Elçi
Peşrevi, Saat Peşrevi ve Rakkas Peşrevi, bu mehter
havalarından bazılarının adlarıdır.
Savaşlarda çalınan mehter havalarının
gündelik şehir hayatındaki karşılığı, namaz vakitleri ile
önemli resmî münasebetlerde vurulan nevbet 'ti. Dinî
fonksiyonunun yanı sıra bir tür askerî halk konseri
niteliğini de taşıyan nevbet, Osmanlılarda ilk defa Osman
Bey'in huzurunda vurulmuş, Anadolu Selçuklu sultanı II.
Gıyaseddin Mes'ud'un bağımsızlık fermanı ile uç beyliği
alameti olarak gönderdiği berat, kaftan, tuğ ve sancağın
yanında davul, nakkare, boru ve zilden oluşan takımın
verdiği konseri Osman Bey ayakta dinlemiştir Nevbet'in resmî
fonksiyonundan kaynaklanmış olabilecek bir sosyal uygulaması
da, çok sayıda davul zurnanın çaldığı ağır ritimli pehlivan
havaları eşliğinde 1361 yılından beri yapılan Kırkpınar
yağlı güreşleridir.
Mehter'in
büyüklüğü kat terimi ile belirtilen her bir sazın sayışına
göre değişirdi: padişahların on iki katlı (her bir sazdan
12'şer adet), sadrâzamın 9, vezir ve paşaların 7 katlı
mehterleri vardı. İcra düzeni ise savaşta saf, normal
zamanlarda yarımay biçimi idi. Fil veya develere bindirilmiş
kocaman kösler, at veya katırlara yüklenmiş büyük ziller,
davullar, nakkareler, zurnalar ve borular saflar halinde tuğ
(çevgan) ve sancakların (alem) önünde yürür, zenciri adı da
verilen çevganîler, at kılından kurdele, zil ve
çıngıraklarla süslü ritm sopalarım "Ala hey" nidalarıyla
sallayarak askeri şevklendirirlerdi. Normal zamanlardaki
nevbet ise, en önemlisi ikindi zamanı yapılanı olmak üzere,
yarımay şeklinde dizilmiş mehteran bölüğü tarafından
vurulur; davul, zurna, zil ve borucular (tabılzen, zurnazen,
zilzen ve boruzen'ler) ayakta, nakkareciler yere bağdaş
kurarak çalar; içoğlanı başçavuşunun vezir veya yeniçeri
ağasına sunmak üzere ihtiyaç sahiplerinin dilekçelerini
toplanmasıyla başlayan tören, halkanın ortasına gelen
mehterbaşının elinde çevganla konseri yönetmesiyle devam
eder, gülbank ve dualarla sona ererdi. Mûsikî açısından
Mehterin en büyük özelliği ise, önce nefesli sazların,
arkasından bütün heyetin çaldığı, yumuşak veya gümbürtülü
bölümlere nöbetleşe yer verilen (buradan klâsik saz
mûsikîsine geçmiş olup senfoni orkestralarında da
kullanılan) karabatak tekniğidir.
16,
17 ve 18. yy.da yetişen Bestekâr ve icracıları eliyle askerî
mûsikî sanatının zirvesine ulaşan mehter mûsikîsi hem
savaşlar, hem Osmanlı elçi veya heyetlerine eşlik eden
şatafatlı takımlar münasebetiyle tanındığı Avrupa'da önce
ordu birliklerini, sonra da bestecileri etkilemekte
gecikmedi. Daha 1683'te Viyana'ya yürüyen Jan Sobieski'nin
ordusuna mehter etkisiyle perküsyonlar arttırılmış bir
askerî bando eşlik etmişti. Batılıların çoğunlukla Yeniçeri
müziği anlamına gelen terimlerle adlandırdıkları mehteri ilk
uygulayan Lehler oldu (l741): Avusturya, Rusya, Prusya ve
İngiltere de arkalarından geldi
Mehterhâne 1828'de II. Mahmud tarafından
kapatılmış, bunun yerine III. Selim'in yakın dostu
Napolyon'un emekli bando subayı Giuseppe Donizetti'ye
Mızıka-i Hümâyun adlı Batı kopyası saray bando
okulukurdurulmuştur.
2. Mevlevihâne
Sultan Veled tarafından kurulan ve Mevlânâ'nın tasavvufî
fikirleriyle şekli yapısını (semâ') sistemleştiren
Mevlevîlik, Türkçe, Arapça, Farsça, hat, tezhib, semâ' meşki
gibi derslerin yanı sıra ciddî mûsikî eğitimi de veren
dergâhları ve bir tür konser salonu niteliğindeki
semâhâneleriyle, Osmanlı mûsikîsinin gelişmesinde yüzyıllar
boyu büyük bir ocak görevi yapmış, Anadolu'nun en ücra ve
küçük şehirlerinden başka İmparatorluğun Balkan ve Ortadoğu
eyaletlerinde de açılmış olan Mevlevîhâneler Osmanlı
mûsikîsinin yayılmasında başlıca rolü oynamışlardır.

Sultan III.Ahmet'in şehzâdelerinin sünnet düğünü
şenliklerinde, Okmeydani'ndaki eğlencelerden birinde
müzisyenler. Surname-i vehbî adli eserden, 18. yy..
|
3. Enderun
I. Murad'ın Edirne'yi almasından hemen
sonra 1363'te kurduğu, II.Murad, Fatih ve II. Bayezid'in
geliştirip mükemmel bir saray üniversitesi haline getirdiği,
1833'te II. Mahmud tarafından kapatılan saray okuludur. I.
Murad zamanındaki din derslerine II. Murad şiir, mûsikî,
hukuk, mantık, felsefe, geometri, coğrafya ve astronomi;
Fatih hat, tezhib, kaatı' ve resim; II. Bayezid de
silahşörlük, okçuluk gibi askeri spor derslerini eklediler [II.
Bayezid ayrıca Enderün'lulara dış (bîrün) hizmetlerine
geçerek sadrâzamlığa kadar yükselebilme yolunu da açmıştır].
Bu dersleri okutacak bilginler imparatorluğun içindeki ve
dışındaki ülkelerden celbedilirken, Enderun'da tahsil
edebilmek İslam dünyasının dört bucağından gelen öğrenciler
için büyük bir şeref ve imtiyaz teşkil ediyordu.
Enderun mûsikî mektebi, kalburüstü
Osmanlı mûsikîcilerinin sadece yetiştiği değil, ders de
verdikleri bir okuldu. Yeniçeri Ocağı ile birlikte kapatılan
Mehterhâne gibi. İmparatorluk sarayının bu önemli mûsikî
öğretim merkezi de II. Mahmud tarafından Enderun-u Hümâyunla
birlikte kapatıldı.
4. Özel Meşkhâneler
Tek veya toplu olarak hususî mahiyette
mûsikî meşki yapılan evler, cemiyetler veya öğrenci
koroları, Osmanlı İmparatorluğunda mûsikî hocalarının evde
ders verme geleneği, saray cariyelerinin evlerine derse
gönderildiği hocalarla başlamıştır. Gerek erkek, gerek kız
çocukların mûsikî eğitimi için Enderun'da —öbür konularda
olduğu gibi— sadece saraydan değil, dışarıdan hocalar da
görevlendirilirdi. Mehterhâne ile Enderun'un (daha sonra da
tekkelerin) kapatılmasından sonra bu adet zaruret halini
aldı. Hem eğitim, hem konser amacıyla kurulmuş olan
derneklerin başında ise, 1916-1931 yılları arasında çalışan,
Osmanlı mûsikîsinin ilk toplu icra plaklarını dolduran,
ayrıca yurt içinde ve dışında ciddî konserler veren
Dârüttalîm-i Mûsikî Cemiyeti gelir.
-
Osmanlı Mûsikîsinde Çalgılar
Mûsikî aletleri bilimi demek olan
Organoloji'de çalgılar,hangi Müzik söz konusu olursa olsun,
bu sanatın insanla birlikte doğuşundan bu yana geçirdiği
merhaleler göz önüne alınarak, vurmalı çalgılar, nefesli
çalgılar ve telli çalgılar sırası içinde incelenmektedir.
Biz burada. Osmanlı mûsikîsinin çeşitli türlerinde
kullanılan çalgıları, kullanılma alanlarını birleştirerek,
vurmalı-nefesli-telli (mızraplı-yaylı) sırasına göre toplu
olarak sınıflandıracağız .
|
Vurmalı Sazlar
|
1)
Tahtalar |
|
|
Çevgân |
(Askeri
Müzik)
|
|
Kaşık |
(Halk
Oyunları)
|
|
Çalpara veya
Çengi Çubuğu |
(Köçekçe ve
Tavşanca'larda)
|
|
2)
Zilliler |
|
|
Zil (Halile)
|
(Tekke
Müziği) |
|
Mehter Zili
|
(Askeri
Müzik) |
|
Hitit
Sistrumu |
(Askeri
Müzik.) |
|
Zilli Maşa
|
(Halk
oyunları) |
|
Parmak Zili
|
(Eski ve yeni
Raks Müziği) |
|
3)
Derililer |
|
|
Kös |
Askeri Müzik |
|
Davul |
Askeri ve
Halk Müziği |
|
Nakkare |
Askeri Müzik |
|
Kudüm |
Tasavvuf ve
Klâsik Müzik |
|
Dâire |
Klâsik Müzik |
|
Def |
Fasıl Müziği |
|
Bendir |
Tasavvuf
Müziği |
|
Nevbe |
Tasavvuf
Müziği |
|
Darbuka |
Oyun havaları |
|
4)
Fırınlanmışlar |
|
|
Cam Bardaklar |
Oyun Müziği |
|
Kâseler |
Oyun Müziği |
|
Fincanlar |
Oyun Müziği |
|
|
Nefesli Sazlar |
|
1)
Dilliler |
|
|
Zurna |
Askeri ve
Halk Müziği |
|
Mey |
Halk Müziği |
|
Kaval |
Halk Müziği |
|
Tulum |
Halk Müziği |
|
Sipsi |
Halk Müziği |
|
Çifte |
Halk Müziği |
|
Arğul |
Halk Müziği |
|
Düdük |
Halk Müziği |
|
2)
Dilsizler |
|
|
Nefir |
Askeri Müzik |
|
Kaval |
Halk Müziği |
|
Ney |
Klâsik ve
Tasavvuf Müziği |
|
Girift |
Klâsik Müzik |
|
Miskal |
Klâsik Müzik |
|
Pîşe |
Klâsik Müzik |
|
Mû |
Klâsik Müzik |
|
Kara kamış |
Klâsik Müzik |
|
Komuz |
Oyun Müziği |
|
Garmon |
Mızıka ve
Oyun Müziği |
|
Hokkabaz
Borusu |
Eğlence
Müziği |
|
Mizmar |
Klâsik Müzik |
|
|
Telli Sazlar |
|
1) Yaylılar |
|
|
Iklığ |
Halk Müziği |
|
Sînekeman |
Klâsik Müzik |
|
Keman |
Klâsik Müzik |
|
Rebab |
Tasavvuf Müziği |
|
Klâsik Kemençe |
Klâsik Müzik |
|
Karadeniz
Kemençesi |
Halk Müziği |
|
Ağaç Kemane |
Halk Müziği |
|
Yaylı Tanbur |
Klâsik Müzik |
|
Kabak Kemane |
Halk Müziği |
|
Saz Ailesi |
|
|
Cura |
Halk Müziği |
|
Cura-Bağlama |
Halk Müziği |
|
Bağlama |
Halk Müziği |
|
Tanbura |
Halk Müziği |
|
Dîvan (Meydan)
sazı |
Halk Müziği
|
|
Tar Ailesi |
|
|
Dombra |
Halk Müziği |
|
Dotar |
Halk Müziği |
|
Setar
|
Halk Müziği |
|
Asya Türkleri
Müziği Çalgıları |
|
|
Balaban (MEY) |
Halk Müziği |
|
Gubuz |
Halk Müziği |
|
Koray |
Halk Müziği |
|
Sıbızgı |
Halk Müziği |
|
Mazhar |
Halk Müziği |
|
Gıçek |
Halk Müziği |
|
Kılkopuz |
Halk Müziği |
|
Rubab |
Halk Müziği |
|
Nay |
Halk Müziği |
|
Kemença |
Halk Müziği |
|
|





|
|