|
|
 |
 |
Okunma |
|
992 |
Mimarlık. Eski
Mısır’da kullanılan en önemli iki yapı malzemesi kerpiç ile taştır. Taş
daha çok mezarlarda ve tapınaklarda, kerpiç ise ev, hatta saray gibi
konut mimarlığında ve savunma yapılarında kullanılmıştır. Mezar, içine
yalnızca ölü yerleştirilen bir yer değil, ölümden sonraki yaşamın
sürdürüleceği kutsal mekândır. Bu nedenle ölülerin yanına, işlerine
yarayacağı düşünülen eşya da yerleştirilir, duvarlara dünyadaki
yaşamlarını anlatan resimler yapılır. Mısırlılar
cenaze anıtlarına “sonsuzluk yerleri" derlerdi. Bu oldukça anlamlı bir
tanımdır. Anıtın kalıcı olması istenmiş ve taş bunun için en uygun
malzeme olarak seçilmiştir. Mezarlar çok çeşitlidir. Firavun adına
yapılan piramitler en ünlüleridir. Önceleri, firavunun göğe çıkmak için
tırmanacağı merdiveni temsil eden ve mastaba (mezar çukurunu örten
kütle) denilen yamuk piramitler yaygındı. İlk sülaleler
döneminde firavun mezarlarıyla soylular için yapılanları ayırt etmek
zordur. Günümüzde genellikle Abydos’takilerin firavun,
Sakkara’dakilerin soylu mezarları olduğu düşünülür. Piramitler;
hiç bir kral ve topluluk,yalnızca bir anıt dikmek için bunca masrafı ve
eziyeti göze alamazdı.nitekim kralların ve kullarının gözünde
piramitlerin pratik bir işlevi vardı. Kral, halkı üstünde egemenlik
süren kutsal bir varlık sayılıyordu.bu dünyadan ayrıldığı zaman da
yanlarından geldiği tanrıların arasına yükselecekti.O, gökyüzüne
yükselirken, piramitler, olasılıkla onun çıkışını kolaylaştıracaklardı.
Ama herşeyden önce onun bedeninin korunmasını sağlayacaklardı. 
Piramid
kralın mumyası için dikiliyor, ceset ise bu koskoca taş dağının tam
ortasına, yine taştan bir gömüt içine yerleştiriliyordu.ölü odasının
duvarlarına , tüm çevreye, dünya ötesi yolculuğunda krala yardımcı
olacağına inanılan büyüsel işaretler çiziliyordu. Sanatın Öyküsü, Gombrich. Daha iyi korunmuş olan Sakkara’daki mastaba yeraltı mezar odaları üstüne kurulmuş yapılardır. 3. sülalenin
ikinci firavunu Coser’in basamaklı piramidi mastaba’dan türemiştir.
Burada yukarıya doğru gittikçe küçülen altı tane çok büyük mastaba üst
üste yerleştirilmiş gibidir. Sakkara’daki bu piramit, taşın
kullanıldığı ilk anıtsal yapı olması nedeniyle de önem taşır. 544 m x
277 m’lik bir alanı kaplayan ve ölüler kenti görünümündeki bu yapılar
kümesinin mimarının İmhotep olduğu kabul edilir. Eski Krallık döneminin
mezar yapısı olan piramitlerin en iyi örneği Firavun Keops’un (Hufu)
el-Gize’de yaptırdığıdır. Bu mezarda, her biri 2,5 tonluk yaklaşık 2
300 000 bloktan oluşan inanılmaz boyutlarda ve büyüklükteki piramidiyle
mezar mimarisinin doruğuna ulaşıldı. Keops’un oğlu Kefren de
(Hafre), babasınınkinin yanına bir başka piramit yaptırmıştır. Daha
sonraları, özellikle de Orta Krallık döneminde yapılan piramitler daha
küçük tutulmuştur. Piramit Piramit,
mimarlıkta dörtgen tabanlı duvarları tepede sivri bir uç oluşturacak
gibi içe eğik üçgen biçimli anıtsal yapı, Genellikle taş ya da tuğladan
yapılır. Çeşitli zamanlar da Mısır’da, Sudan’da, Etiyopya’da, Asya’nın
batısındaki ülkelerde, Yunanistan’da, Kıbrıs’ta, İtalya’da,
Hindistan’da. Tayland’da, Meksika’da Güney Amerika’da ve bazı Büyük
Okyanus adalarında piramitler yapılmıştır. En tanınmışları Mısır ile
Orta ve Güney Amerika’da olanlardır. Mısır piramitleri mezar
yapılarıydı. Yaklaşık 2700 yıl boyunca uygulandılar. En çok üçüncü,
dördüncü ve beşinci sülaleler döneminde (M.Ö. y. 2686-2345) görüldüler.
Bu dönemde piramitler firavunlara özgü mezarlar durumuna geldi. Piramitler
hiçbir zaman tek olarak yapılmamıştır; içinde başka yapıların da
bulunduğu bir yapılar bütününün parçasıdırlar. Çöldeki piramit mezar
odasını içerir, yanında da bir mezar tapınağı bulunur. Çevresi duvarla
çevrili bu yapılardan çıkan bir yol, verimli toprağın sınırında ya da
Nil Irmağının kıyısında bulunan vadi tapınağına bağlanır. Mısır’da
yaklaşık olarak 80 kadar piramit bulunmuştur. Bunların büyük bir bölümü
küçük birer kümbet büyüklüğündedir. İçlerindeki hazineler ise
yağmalanmıştır. Mısır piramitlerinin öncüsü dikdörtgen bir tabana oturan ve eğik duvarlarıyla kesik bir piramidi anımsatan mastabadır. Üçüncü sülalenin
ikinci firavunu olan C’oser. verici Imhotep’e tümüyle taştan bir
mastaba yapmak görevini vermişti. O da taban kenarları 63 m, yüksekliği
de 8 m olan bir mastaba yaptı. Bittikten sonra onu dört yönde eklerle
genişletti ve taban gibi kullanarak üstüne yukarı çıktıkça küçülen beş
mastaba daha yerleştirdi. Böylece Coser’in mastabası 120 mx108 m
boyutlarında bir tabana oturan, 60 m yüksekliğinde altı basamaklı bir
piramit görünümü kazandı. Eski Mısır’ın en önemli taş yapılarından biri
olan bu piramidin çevresinde bir kentteki yönetim yapılarını
simgeleyen, ama içine girilemeyen yapılar yer alıyordu. Bunların hepsi
duvarla çevrili, uzun kenarı 544m, kısa kenarı da 277m uzunluğunda bir
alanın içindeydi. Sakkara’daki basamaklı piramide yakın bir yerde, Dehşur’da da ünlü bir piramit bulunur. 4. sülalenin
firavunu Snefru için yapılmış olan bu yapı gerçek piramit biçiminin
gelişmesindeki aşamalardan biridir. Kenarları 118 m uzunluğundaki bir
kareye oturan yapının yüksekliği 98 m’dir. Özelliği ise eğik yüzlerinin
eğiminin. yapının yaklaşık olarak yarı yüksekliğinde değişmesi üst
bölümün alta göre daha az hireğimi olmasıdır Bu da piramide kırılmış
gibi bir görünüm verir. Gene aynı firavun döneminde bu kez; Meydum’da
yapılmış bir yapı piramide bir adım daha yaklaşır. Burada sekiz
basamaklı bir piramit yapılmış. basamakların üstü daha sonra
doldurularak yapıya son biçim verilmiş, bu dolguların üstü de kireçtaşı
ile kaplanmıştır. En büyük Mısır piramitleri ise el-Gize’de 4. sülale firavunlarından Keops Kefren ve Mikerinos’un yaptırdıklarıdır. Yeni Krallık (İmparatorluk) döneminde
ise yağmadan korunmak amacıyla kaya mezarları yapımına geçilmiştir.
Bunlar Teb’de Bibanü’l-Mülük adı verilen yerdedir. (Krallar
Vadisi’ndeki yeraltı mezarları) En iyi örneklerinden biri 19. sülalenin
ikinci firavunu olan 1. Seti’ninkidir. 100 m derindeki mezar odasının
tavanı, Cennet’in göğünü simgelemek üzere tonoz biçiminde oyulmuştur.
Bibanü’l-Mülük’un 20. sülale tarafından terk edilmesinden sonraki iki
sülale döneminde firavunlar bir delta kenti olan Tanis’te bulunan
gösterişsiz yapılara gömülmüşler, bunlardan başka kral mezarı da
bulunmamıştır. Sıradan Mısırlılar, yerine göre çeşitli mezarlara
gömülürlerdi: mastabalar, yeraltı mezarları, tuğla veya kagir yapılar
veya basit çukurlar gibi. Yalnız hepsinin ortak bir noktası vardı:
mezarın, yani lahdin kendi genellikle içinde mumyalanmış ceset ve
yanında öbür dünya için gerekli eşyalar olduğu halde yeraltına konur ve
bu bölüme kimse giremezdi; genellikle buna bitişik bir yerde de
ziyaretçilere ve bakım kültünü yerine getirecek din görevlilerine açık
bir bölüm bulunurdu. Ama bazen bu iki bölüm aynı mimari bütün içinde
değil de, ayrı ve bazen birbirlerine oldukça uzak yerlerde olurdu.
Mesela, Yeni İmparatorluk döneminde Firavunların lahitleri mühürlenir
ve Krallar Vadisi’nin yeraltı yapılarında kimsenin giremeyeceği bir
yerde korunurdu. Tapınaklar Mısır’da
dinsel yapılar günlük tapınaklar ve mezar tapınakları olarak ikiye
ayrılır. Eski Krallık döneminden kalan az sayıdaki tapınaktan biri 5. sülaleye alt Ebu Cirab’daki tapınaktır. 
Günümüze en iyi biçimde kalmış, aynı zamanda en güzel tapınaklardan biri ise Luksor’dadır. Yapımını 18. sülale
firavunlarından III. Amenofis’in (Amenhotep) başlattığı tapınak
Tutanhamon ve Horemheb dönemlerinde tamamlanmıştır. Son olarak II.
Ramses önüne geniş bir avlu yaptırmıştır. Karnak’ta bulunan büyük tapınağa da 18. sülale döneminde başlanmıştır. Alışılmışın dışındaki bir tapmak da 19. sülale firavunlarından 1. Seti’nin Abydos’ta Osiris’e adadığı tapınaktır. II.
Ramses’in Abu Simbel’de yaptırdığı tapınak kayadan oyulmuş olmasına
karşın, Mısır tapınaklarının yerleşim düzenini korur. Önünde firavunu
simgeleyen, kayadan oyulmuş dört büyük heykel vardır. Yeni İmparatorluk döneminde
yapılan mezar tapınaklarının çoğu Teb’in batısında, çöl sınırındadır.
Yalnızca Kraliçe Hatşepsut’unki bunlardan ayrılır. Kraliçenin
hizmetindeki Senenmut tarafından tasarlanıp uygulanan bu tapınak,
Deyrü’l-Bahri Firavun II. Mentuhotep’in mezarı yanındadır. Mezar
tapınaklarının en büyüklerinden birini de III. Amenofis yaptırmıştır.
Bu yapının taşlarının bir bölümü daha sonra II. Ramses’in yaptırdığı
tapınakta kullanılmıştır. III. Ramses’in Medinet Habu bulunan mezar
tapınağı, çevresindeki yapılarla birlikte en iyi korunmuş olanlardan
biridir. Mısır sivil mimarlığında
daha çok kerpiç ve ahşap kullanılmış, sütun altlığı, lento gibi
yerlerde uygulanan taşa çok az yer verilmiştir. En iyi korunmuş
konutlar Deyrü’l Medine’deki işçi evleridir. Taştan yapılmış
olmalarıyla da kuraldışı olan bu evlerde bir yatak odası, bir konuk
ağırlama odası, erzak depoları ve üstü açık mutfak vardır. Yüksek
düzeydeki görevlilerin evleri daha büyüktür. Firavun Ahenaton’un
kurduğu Tel el Amarna kentindeki konutlar arasında 30 odalı olanlar
vardır. Duvarları resimlerie süslü bu evlerde ayrıca banyo ve tuvalet
de bulunmaktadır. Büyük odaların tavanını taşıtmak için ahşap dikmeler
kullanılmıştır. Bir bölümünün üst katının da bulunduğu sanılmaktadır.
Oldukça küçük olan pencereler aydınlatmadan çok, hava akımı sağlamaya
yararlar.
|