|
|
 |
 |
Okunma |
|
1335 |
BİZANS RESİM SANATI
Bizans
devrinde, 330 - 726 yılları arasında yapılan duvar mozaiklerinden İstanbul'da
hiç bir örnek kalmamıştır. Bunun da başlıca sebebi, 726 - 842 yılları arasında
görülen Resim Kıran hareket ile bunların tahrip edilmiş olmasıdır. Fakat, Bizans
devrine ait İstanbul dışındaki bazı mozaiklerin ve minyatürlerin yardımı ile bu
devrin resim sanatının karakterini tespit edebiliriz. İlk çağın Helenistik resim
sanatı üslubu, ilk Bizans devri sanatında gayet kuvvetli bir şekilde
kendisini belli eder.
Fakat, bu
arada doğudan gelen daha farklı tesirlerde,sanata yerleşmeye başladıkları
görülür. İstanbul'da bu devreye ait duvar mozaiği yoksa da, çok dikkat çekici
bir mozaik döşeme yakın zamana kadar duruyordu. Bu mozaik, Sultanahmet Cami'nin
Marmara yönünde bulunan, Arasta adı verilen eski çarşının yerindeki Bizans
sarayının harabelerinin arasında bulunmuştur. 5. yüzyılı başlarına ait olduğu
sanılan bu mozaik döşeme, saf bir Bizans eseri sayılamaz. Zira, her bakımdan ilk
Bizans devrinin başındaki intikal safhasının özelliklerine sahiptir. Beyaz zemin
üzerindeki figürler birbirlerine bağlı olmadıklarından burada belirli bir
kompozisyon yoktur , birtakım insan, hayvan, ağaç, kaya ve hatta mimari
tasvirler zemin üzerine adeta serpiştirilmiş gibi yerleştirilmiştir. Burada,
tezyini bir gaye ile hareket edilmiştir. Bu dağınık figürlerin arasında, bir
sepetle tavşan avlayan bir çocuk, bir eşeğin önünde yem torbası tutan başka bir
çocuk. Otlayan beygirler, mandolin çalan bir adam, bir Irmak perisi, aslanla
mücadele eden bir fil, elinde mızrağı ve kalkanı olan bir savaşçı, bir ağacın
üzerinde bal arayan bir ayı, bir ceylan
parçalayan iki pars v.s gibi tasvirlere rastlanır. Hıristiyanlıkla ilgisi
olmayan bu mozaikler, ilk çağın Helenistik resim zevkinin izlerini gerek
konuları gerek renkleri ve gerekse çizgileriyle taşımıştırlar.
İkonaklast
cereyan, Resim Sanatına büyük bir darbe indirmiştir. Kiliselerdeki dini resimler
tahrip edilmiş, yalnızca haç resminin yapılmasına izin verilmiştir. Hagia Eirene
Kilisesi'nin apsis yarım kubbesindeki mozaik haç 8. yüzyıldan kalmadır . Bu
dönemde, kilise başlıca 3 tipe ayrılıyordu. Bunların en önemlisi kubbedir.
Burası gökyüzünü temsil ederdi. Bu kubbenin altındaki mekan, yani naos ise
yeryüzüdür. Kubbeyi taşları kemerler ve pandantifler yalnız mimari unsurlar
değil, aynı zamanda yeryüzü ile gökyüzü arasındaki bağlantıyı sağlayan sembolik
yerlerdir. Kilisenin bema kısmı, Hıristiyanlığın oluşum esasının sembolüdür
ve zaten ibadet sırasında bu esrarı ifade edecek olan merasim burada cereyan
etmektedir.
Apsis ise, yeryüzü kilisesinin sembolüdür.
Yanlardaki hücreler, bema
ve apsise bağlı yardımcı mekanlar, binanın girişindeki narteks ise, daha
dünyasal bir karaktere sahip bir mekandı. Mimarideki bu sembolik öz, bu
saydığımız aksamı her birinin ayrı esaslara uygun resimlerle süslenmesi
sayesinde daha da belirli bir hale getiriyordu. Orta Bizans devrinde büyük bir
ciddiyetle tatbik edilen bu resim programının tam bir örneğine İstanbul'daki
eserlerde rastlanmaz. Buna karşılık, Ayasofya'da 842'den sonra yapılmış olan
birtakım tek mozaikler ile karşılaştı; bunlar o devrin resim programına bağlı
olmamakla beraber, üslup bakımından o devrin zevk ve kalitesini çok iyi gösteren
eserlerdir .
Son Bizans devrinde Bizans
Sanatında bir , 'Rönesans" karakterinin belirdiği görülmüştür.
Bu devirde sanat, kilisenin sert kurallarından sıyrılmış, bunun sonucunda ciddi
konular daha serbest bir şekilde işlenir hale gelmiş ve bu arada ilk çağın
Helenistik üslubunun esasları da tekrar canlanmak imkanını bulmuştur.
Son
Bizans devrinin en görkemli resim koleksiyonu; evvelce Khora Manastırının
kilisesi olan Kariye Cami'nde görülebilir. Latin istilası esnasında harap olan
bu bina; İstanbul'un tekrar İmparatorluğun başkenti olmasından bir müddet sonra,
Devletin ileri gelenlerinden Theodoros Metokhites tarafından 1305 yılına doğru
tamir ettirilmiştir. Bu esnada, kilisenin kuzey ve güney tarafına birer kanat,
batı yönüne bir dış narteks eklenmiş, güney tarafındaki kanadın içi ise,
freskolarla süslenmiştir. Son zamanlarda bu freskolar meydana çıkartılmıştı.
Narteks'den esas mekana açılan kapının üstündeki panoda, bu mozaikleri yaptıran
Metokhites, İsa'ya kilisenin bir modelini takdim eder vaziyette tasvir
olunmuştur. Yapıdaki mozaiklerde bunun dışında hep İsa ve Meryem'in hayatı ile
İsa'nın mucizelerinin canlandırıldığı sahnelere yer verilmiştir. Kariye
mozaikleri, ifadeleri bakımından canlı ve hareketli tablolardır, bunlarda Orta
Bizans devrinin sert ve korkulu ifadesini göremeyiz. Orta Bizans devri
mozaiklerinde var olmayan ve Avrupa'da ancak Rönesans ile ortaya çıkan çok
önemli bir husus, bu mozaiklerde aşikar olarak görülür ki, bu da derinliği
belirten birtakım unsurların kompozisyon içinde yer almış olmasıdır. İsa'nın
veya Meryem'in hayatı ile İsanın mucizelerini gösteren sahnelerin hepsinde zemin
dekoru olarak mimar ve Helenistik peyzaj motifleri kullanılmıştır .Bu peyzajlar,
kademeli kayalardan, yer yer de üst kısımları budanmış ve yanlarından yeni bir
dal fışkırmış ağaç gövdelerinden ibarettir
 
|