|
|
 |
 |
Okunma |
|
1364 |
Hatti Sanatı Anadolu’nun Mezopotamyalılar tarafından Hatti Ülkesi olarak anılmasından yola çıkılarak yapılan değerlendirmelere göre, bu bölgede
M.Ö. 2500-2000 tarihleri arasında gelişmiş olan uygarlığın da Hattilere
ait olması gerektiği öngörülmüştür. Ekrem Akurgal’ın yaptığı ayrıntılı
araştırmalar, Hatti sanatının varlığını da ortaya koymuştur. Buluntular
arasında yer alan vazo biçimleri, heykelcik tipleri ve özellikle bezeme
çeşitleri çok belirgin bir üslup birliği oluştururlar. Orta
Anadolu’da Hititlerden önce Hattilerin oturduklarını kesin olarak
öğrendikten sonra bu yörede kazılarla elde edilen buluntuları
inceleyelim: Orta Tunç Çağı’na giren eserlerin en güzelleri ve en
önemlileri, Kızılırmak kavisi içinde olmak üzere, Çorum’da
Alacahöyük’te, Amasya’da, Mahmutlar’da ve Tokat İli’nde Horoztepe’de
günyüzüne çıkarılmışlardı. Hatti Sanatının Stil Özellikleri Alacahöyük
ve Horoztepe’de ortaya çıkarılan altın kadehler Anadolu’nun Khalkolitik
Dönem’den beri bilinen meyveliklerinin gelişmiş bir örneğidir. Aynı
kazılarda elde edilen altın testiler de eski Anadolu vazoculuğunun bir
başka özgün kap şeklidir. Hele söz konusu altın kapların bir çeşit oluk
ya da yiv yöntemi ile bezenmesi de eski bir Anadolu süsleme biçimidir.  Alacahöyük’te
bir mezarda bulunan bir toprak kap yukarıda andığımız Alacahöyük ve
Horoztepe altın kapları gibi oluklu bir bezeme göstermektedir. Aynı
oluklu bezeme yöntemini Anadolu’nun çeşitli yerlerinde ortaya çıkan
idollerde, mühürlerde ve ağırşaklarda da görmekteyiz. Söz konusu
oluklarla meydana getirilen artı işareti ve fırıldak çeşidi motifler
Horoztepe ve Mahmatlar’da ortaya çıkan altın kaplarda, Ahlatlıbel,
Etiyokuşu ve daha başka Anadolu merkezlerinde ele geçen idol, mühür ve
ağırşak gibi eşyada da görülmektedir. Özünde oluk ya da yivlerle
oluşturulan bu bezeme yöntemine şüphesiz Anadolu’da ve başka ülkelerde
de rastlanmaktadır. Ancak Alacahöyük, Horoztepe, Mahmutlar, Etiyokuşu,
Ahlatlıbel, Alişar, Tarsus ve yarımadanın aynı dönemdeki başka
yerlerinde, hep aynı oluklu bezeme yönteminin egemen olması ve onunla
meydana getirilen motiflerin sözü geçen merkezlerde aynen tekrarlanması
bir rastlantı olmasa gerektir. Kaldı ki M.Ö. 2500-2000 tarihlerindeki
Anadolu eserlerinde başka yönlerden de belirgin bir stil birliği
gözlenmektedir. Kykladlarda ve Troia’da da ele geçen bir hançer
tipinin Tarsus’ta ve özellikle Alacahöyük ile Horoztepe’de güzel ve bol
örneklerle temsil edilmiş olması, onun Anadolu’da bir Hatti icadı
olduğu kanısını vermektedir. Bunun gibi Alacahöyük’te gün ışığına
çıkarılan tunç aynaların da M. Mellink’in belirttiği üzere Kykladlarda
bulunmuş olup, yanlışlıkla tava diye tanımlanan toprak aynalara
örneklik oluşturduğu anlaşılmaktadır. Alacahöyük aynalarının tunçtan,
Kykladtakilerin ise topraktan yapılmış olması bu izlenimi vermektedir. Alacahöyük gömütlerinde gün ışığına çıkan güneş kurslarındaki bezemelerin üslubu Anadolu Hatti karakterindedir. Söz
konusu eserlerde, Alacahöyük diademlerinde ve kurslarında görülen kafes
ya da ızgara biçimindeki bezeme yöntemi de, Anadolu’nun Hattili bir
özelliği olup, Kültepe’nin çok renkli keramik süslemelerinde de görülür. Alacahöyük’ün
hayvan heykelcikleri, altın fibula ve diademlerinde gözlenen kabarık
nokta dizilere, konsantrik ya da ortaları noktalı dairelere,
Anadolu’nun çeşitli yerlerinde bulunan idollerde de rastlanmaktadır. Birçok
Anadolu Orta Tunç Çağı kaplarında, oluklu bir daire ile evnili düğme ya
da küçük boynuz biçimli şişkinlikten oluşan motif Horoztepe’nin,
Alaca-Höyük’ün altın, gümüş ve bakır kaplarında da karşımıza
çıkmaktadır. Alacahöyük, Ahlatlıbel, Etiyokuşu ve Anadolu’nun
daha başka yerlerinde bulunmuş olan yarım yuvarlak biçimli idol başları
da, Horoztepe sistrumlarının ve Alacahöyük güneş kurslarının
kenarlarında görülen satellitleri ya da üç başlı tomurcukları ve balta
başlarını andırırlar. Aynı stil birliğini bir ölçüde de olsa
Beycesultan ve Troia II’de buluruz. Görülüyor ki Orta ve Güneydoğu
Anadolu’da yani Hattilerin oturdukları bölgelerde, aşağı yukarı M.Ö.
2500-2000 tarihlerinde meydana gelen eserlerde özellikle Alacahöyük ve
Horoztepe’de ortaya çıkarılan altın kadehler Anadolu’nun Khalkolitik
Dönem’den beri bilinen meyveliklerinin gelişmiş bir örneğidir. Aynı
kazılarda elde edilen altın testiler de eski Anadolu vazoculuğunun bir
başka özgün kap şeklidir. Hele söz konusu altın kapların bir çeşit oluk
ya da yiv yöntemi ile bezenmesi de eski bir Anadolu süsleme biçimidir. Alacahöyük’te
bir mezarda bulunan bir toprak kap yukarıda andığımız Alacahöyük ve
Horoztepe altın kaplan gibi oluklu bir bezeme göstermektedir. Aynı
oluklu bezeme yöntemini Anadolu’nun çeşitli yerlerinde ortaya çıkan
idollerde, mühürlerde ve ağırşaklarda da görmekteyiz. Söz konusu
oluklarla meydana getirilen artı işareti ve fırıldak çeşidi motifler
Horoztepe ve Mahmutlar’da ortaya çıkan altın kaplarda, Ahlatlıbel,
Etiyokuşu ve daha başka Anadolu merkezlerinde ele geçen idol, mühür ve
ağırşak gibi eşyada da görülmektedir. Özünde oluk ya da yivlerle
oluşturulan bu bezeme yöntemine şüphesiz Anadolu’da ve başka ülkeler de
de rastlanmaktadır. Ancak Alacahöyük, Horoztepe, Mahmatlar, Etiyokuşu,
Ahlatlıbel, Alişar, Tarsus ve yarımadanın aynı dönemdeki başka
yerlerinde, hep aynı oluklu bezeme yönteminin egemen olması ve onunla
meydana getirilen motiflerin sözü geçen merkezlerde aynen tekrarlanması
bir rastlantı olmasa gerektir. Kaldı ki M.O. 2500-2000 tarihlerindeki
Anadolu eserlerinde başka yönlerden de belirgin bir stil birliği
gözlenmektedir. Kykladlarda ve Troia’da da ele geçen bir hançer
tipinin Tarsus’ta ve özellikle Alacahöyük ile Horoztepe’de güzel ve bol
örneklerle temsil edilmiş olması, onun Anadolu’da bir Hatti icadı
olduğu kanısını vermektedir. Bunun gibi Alacahöyük’te gün ışığına
çıkarılan tunç aynaların da M. Mellink’in belirttiği üzere Kykladlarda
bulunmuş olup, yanlışlıkla tava diye tanımlanan toprak aynalara
örneklik oluşturduğu anlaşılmaktadır. Alacahöyük aynalarının tunçtan,
Kykladtakilerin ise topraktan yapılmış olması bu izlenimi vermektedir. Alacahöyük
gömütlerinde gün ışığına çıkan güneş kurslarındaki bezemelerin üslubu
(Yukarıda ilk resim) Anadolu Hatti karakterindedir. Söz konusu
eserlerde, Alacahöyük diademlerinde ve kurslarında görülen kafes ya da
ızgara biçimindeki bezeme yöntemi de, Anadolu’nun Hattili bir özelliği
olup, Kültepe’nin çok renkli keramik süslemelerinde de görülür. Alacahöyük’ün
hayvan heykelcikleri, altın fibula ve diademlerinde gözlenen kabarık
nokta dizilere, konsantrik ya da ortaları noktalı dairelere,
Anadolu’nun çeşitli yerlerinde bulunan idollerde de rastlanmaktadır .
Birçok Anadolu Orta Tunç Çağı kaplarında, oluklu bir daire ile çevrili
düğme ya da küçük boynuz biçimli şişkinlikten oluşan motif
Horoztepe’nin, Alaca-Höyük’ün altın, gümüş ve bakır kaplarında da
karşımıza çıkmaktadır. Alacahöyük, Ahlatlıbel, Etiyokuşu ve
Anadolu’nun daha başka yerlerinde bulunmuş olan yarım yuvarlak biçimli
idol başları da, Horoztepe sistrumlarının ve Alacahöyük güneş
kurslarının kenarlarında görülen satellitleri ya da üç başlı
tomurcukları ve balta başlarını andırırlar. Aynı stil birliğini bir
ölçüde de olsa Beycesultan ve Troia II’de buluruz. Görülüyor
ki Orta ve Güneydoğu Anadolu’da yani Hattilerin oturdukları bölgelerde,
aşağı yukarı M.Ö. 2500-2000 tarihlerinde meydana gelen eserlerde
özellikle bezeme yönünden belirli ve özgün bir stil birliği egemendir. Anadolu Kültür Tarihi-Ekrem Akurgal- Tübitak Yayınları
|