|
|
 |
 |
Okunma |
|
1833 |
Sivil mimari ve konutlar.
Gotik dönemde pek çok şato inşa edilmiş, savaş sanatının gelişmesine
bağlı olarak bunlar da zaman içinde değişmiş ve gelişmiştir.
Manastır ve hastane yapıları
Manastır kiliseleri dışında kalan manastır yapıları her ne kadar dinsel
dünyaya ait olsalar da, işlevleri bakımından bunlar sivil mimarlığa
daha yakındır. Citeaux rahiplerinin manastır kiliseleri XII. yy’ın
ortasından itibaren en karakteristik örnekleri sunar. Özellikl Fontenay
Manastır Kilisesi’nde (Cbte-d’Or) rahipler meclisi salonu ve keşişler
odası, bir dizi sütunla birbirinden ayrılan iki sahna bölünmüş tür.
İzleyen yüzyılda genel yapı değişme miş, ama Pierre de Montreuil’e
atfedilen Paris Saint-Martin-des Champs yemekhanesinde olduğu gibi
mimarlık zarifleşmiştir.

Yine
de en dikkate değer uygulama, 1203-1228 arasında Mont-Saint-Michel’in
kuzey yamacına yapılmış olan, çok katlı, tonozlu, granit yapıdır.
Manastırların bezemesi de kiliselerinkine paralel olarak gelişmiş ve iç
avluya bakan pencereler, camları olmadığı halde, tıpkı kiliselerin
pencereleri gibi kayıtlı olarak yapılmıştır.
Hastane
mimarlığı da, özellikle hasta koğuşlarında yeni teknikleri hızla
benimsemiştir. Angers’deki Saint-Jean Hastanesi (1170- 1180), şişkin
tonozları taşıyan ince sütunlarla ayrılmış birçok sahna bölünmüştür.
Daha sonraları, Tonnerre (XIII. yy sonu) ve Beaune (1443’te
kurulmuştur) hastanelerinde bu bölümlemeden vazgeçilmiş ve salonların
ahşap kaplamalı, büyük beşik tonozlar la örtülmesi tercih edilmiştin
Özel konutlar ve sivil yapılar
XIII.
yy. başlarında) bugüne kadar korunmuş az sayıdaki özel evler (Gluny,
Saint-Giles-du Gard) roman estetiğine sadık kalmıştır. Tek tük görülen
tonozlu salonlar bir yana bırakılırsa, taşıyıcı yapı ahşaptır. XIII. ve
XIV. yy’ların sivil mimarlığı, daha çok sayıda örnek bulunması
nedeniyle daha iyi tanınmaktadır. Bu, Garcassonne’un aşağı kenti (1247)
ve özellikle de Aziz Louis tarafından 1241’e doğru inşa ettirilen
Aigues-Mortes gibi «yeni kentler»in kurulduğu dönemdin Gordes’da veya
Provins’de evler, kırık kemerli pencere dizileri ve sivri kemerli
çapraz tonoz örtülü mahzenleriyle günümüze ulaşmıştır. Ayrıca,
personelin oturduğu hizmet yapılarının gelişmesi büyük kamu yapılarının
inşaasına yol açmıştır: Italya’da Siena Belediye Sarayı (1289-1309),
Belçika’da Brugge Belediye Sarayı ve büyük hali ve Ypres Belediye
Sarayı (1304-1380, 1915’te yıkılmıştır).
Askeri mimarlık
XIII.yy’dan önce gotik estetiği ve tekniklerini benimsememiş, bunların
kullanımı yalnız mahzenlerin ve kimi salonların tonoz örtüleri ve kirık
kemerli pencereleriyle sınırlı kalmıştır. Mimari yapının esasını
belirleyen, gotik sanatla doğru dan bağlantılı olmayan savunma
gerekleridir. Çok erken bir tarihte dizi kolonlu, tonozlu salonları
benimsemiş olan piskoposluk saraylarının (Meaux, 1150’ye doğru; Sens,
1240’a doğru) özel durumu bir yana bırakılırsa, bu türün kentlerdeki en
dikkate değer uygulamaları XIV. yy’dan kalmadır. En güzel örnek
Avignon’da ki Papalık Sarayı’dır. Burada eski bölüm (1335-1342) yine
bir ka le gibi ele alınmış, yeni saraysa (1342-1360) aydınlık ve geniş,
tonozlu salonianyla görkemli bir konak gibi tasarlanmıştır
Alevli
üslup Avrupa sivil sanatında iyi temsil edilmektedir. Taş yapılar
dışında pek çok hımış ev, gotik dekorları ahşaba uyarlamış ve
cephelerdeki heykelsi süslemeler çoğalmıştır. Ancak elbette bu üslup en
çok şatolarda ve zengin konutlarda kendini göstermektedir: Bourges’da
Jacques-Gnıur Konağı (1448-1453), Ghkteaudun’de Dunois Şatosu
(1460-1511), Paris’te Cluny Konağı. XV. yy’da birçok kamu yapısı da
gerçekleştirilmiştir: Louvain Belediye Sarayı (1448-1463), Rouen Adalet
Sarayı (1499), Venedik’te Ga’ d’Oro (1430’a doğru) ve deniz cephesi
1404’te, Piazzetta’ya bakan cephesi yüzyılın ilk yarısında tamamlanmış
olan Dükalık Sarayı.
Son yıllarda yapılan bina
arkeolojisi çalışmaları, özel konutların iç dekorunu yeniden
oluşturmaya olanak vermektedir. XIII. yy’da geometrik bezemeler ve
kesme taş taklidi duvar örgüsüyle bitlikte birkaç bitkisel öğe tercih
edilmiş görünmektedir. Dindışı ikonografi, XIV. ve XV. yy’larda yalnız
senyör konutlarında gelişmiştir. Avignon’daki Papalık Sarayı’nda
kuşların yeraldığı natüralist bir manzara özel dairelerin duvarlarını
süslemektedir. XV. yy’dan kalmış kimi örnekler, kahramanlık
destanlarından alınmış öykülerin varlığını da doğrulamaktadır (Puy-de
Dkme’daki Saint-Floret Şatosu’nda Tristan ve Iseut). Bu dönemde
şatolarda resimlerin yerini çoğu kez duvar halıları almış ve bu
halılarda genellikle senyörlük yaşamından sahneler canlandırılmıştır.
Aristokratik yaşama tanıklık eden bu örneklerin yanı sıra, resimli
dindışı elyazmaları, şövalyelik romanları, tarihi eserler (Graudes
Ckroniques de Prance) ve antik dönemin edebi eserlerinin kopyaları
gerçekleştirilmiştir.
Kaynak
|