|
|
 |
 |
Okunma |
|
5594 |
Lydia Sanatı Lydia Seramiği Lydia’lıların
seramik sanatı üzerinde oldukça belirgin bilgimiz vardır.Lydia
bölgesinde genellikle iki çeşit seramik elde edilmiştir: 1-Özgün Lydia çanak çömleği 2- az veya çok Helen etkisi gösteren Lydia bölgesi kap kacak örnekleri Lydia
seramikçilerinin özgün bir yaratısı olan Lydia adlı küçük kap o zaman
ki dünyanın en gözde kremi olan Lydia Myra için kullanıyordu. Lydia
seramiğinin bir özelliği dalgalı mermer ve cam kapları anımsatan çizgi
öğeleriyle özeli oluşudur.Kapların hamuru ve fonu beyaz, sarı ya ad
turuncu rengindeydi.Laydia seramiğindeki figürler hellen etkisi
sergilerler. Bu satırların yazarı bayraklı ve daskylion kazılarında
güzel örnekler çıkarmıştır. dasklionunda şimdi başarılı çalışmalar
yapan Tomris bakır akbaşoğlu yeni güzel buluntular elde etmektedir. Lydia
hazinesindeki bir gümüş alabastron doğu hellen sanatının Lydia’lı
temsilcisidir. Nokta küçüklüğünde yuvarlıkçılarla bezeli , otlayan
geyiklerin yakın benzerleri M.Ö.6. yy ın il yarısında yapılmış olan
Klazomen lahitlerinde görülmektedir. Bu nedenle Uşak Müzesi’nde
albastromun 6.yy’ın ikinci dörtlüğü sıralarında işlenmiş olduğu
kanısındayız. Uşak
Müzesi’ndeki Lydia Hazinesi’nde yer alan duvar resimleri Lydia’lıların
M.Ö.5. yy.da yani Pers egemenliği dönemde de yüksek düzeyde eserler
ortaya koyduklarını açığa vurmaktadır.Olağanüstü nitelikli bu duvar
resimleri Thasoslu büyük ressam Polgnotos’un Etkili
olduğu dönemde Doğu Helen atölyelerinde yetişmiş İonalı ya da Lydialı
bir usta M.Ö.457-450 sıralarında yapılmış olmalıdır. Lydialılarda Heykel ve Kabartma Sanatı Lydia
gömü kabartmalarında altın, gümüş ve bronz paralarda görülen tasvirler
Helen etkisi gösterirler. Lydia hazinesinde yer alan bir çok eser
yüksek nitelikli Helen ürünüdür. Özellikle bir gümüş Oinochoenin
kulpunu oluşturan erkek figürünün uzun saçlarının açıkladığı gibi bu
eser Anadolu İon sanatının karakteristik bir yaratısıdır. Uzun saçın
ilk örneğini Efes’te M.Ö. 570-560 tarihlerinde yapılmış olan bir rahibe
fildişi figürcüğünde ve daha sonra Sisam’da M.Ö.6. yy.’ın son
dörtlüğüne ait bir bronz erkek heykelciliğinde bulunuruz. Kanımızca
Lydia hazinesindeki bu eser İtalya’ya göç etmiş olan bir İonalı sanatçı
tarafından M.Ö.6 yy.’ın son dörtlüğünde meydana getirilmiştir.
Herodot’un
anlatıldığına göre Lydia Kralı Kroisos Delphi’deki Apollon Tapınağı’na
5 kilo ağırlığında altından bir aslan heykelciği ve bir çok altın ile
gümüşten yapılmış kaplarla ziynet eşyası hediye etmiştir. Ne yazık ki
figürlü tasvirler konusunda Herodot’un öykülediği roisos döneminde
girebilecek pek az Lydia eseri gün ışığına çıkmıştır. Bunlardan en
önemlisi şimdi İstanbul Müzesi’nde bulunan fildişinden yapılmış bir
heykel damgadan dolayı bu eser ay tanrıçasının kölesi olarak
adlandırılmıştır. Fildişi başın fiyıznomik özellikleri değişik bir tip
gösterdiğine göre bu eserin bir Lydialı sanatçının yapıtı olduğu
kanısındayız. Bir
Başka önemli eser Sardes’te Bintepe Tümülüsünde bulunan ve Biritish
Museum’da saklanan mermer kabartmadır. Tümülüs mezar odasındaki bir
mobilya eserinin parçası olması gereken bu kabartmadaki otlayan
geyiklerle üç atlı birinci bize bu eserin M.Ö.6. yy.’ın 2. Dörtlüğünde
Helen etkisi altında üretilmiş bir Lydia yapıtı olduğu izlemini
vermektedir. Sardest’te bulunmuş
olan tarraktotta levhalari ise Larissa Asos ve Phokaia gibi kentlerde
bulunmuş tapınak terrakotları gibi Helen sanatının taşralı
temsilcileridir. Metropolitan
Müzesi’nde geri gelen ve şimdi Uşak Müzesi’nde sergilenen altın ve
gümüş eserler, Heroto’un öykülediği Delphi’deki hazinenin yapıldığı
tarihten sonra bir döneme M.Ö. 252-450 sürecine, aittirler. Uşak
Müzesi’ndeki hazinede bir oniochoe büyük bir olasıkla Anadolu’dan
İtalya’ya göç etmiş olan Doğu Helenli bir ustanın eseridir. Buna karşın
birçok figürlü tasvir Helen sanatının taşralı örnekleridir. Geri kalan
değerli altın ve gömüş eserlerin büyük bölümü Pers kökenlidir. Paranın ( Sikkenin ) İcadı 
Lydialıların
bir de dünya tarihi bakımından çok önemli bir rolleri olduğu kabul
edilir. Nitekim Helen yazılarında göre madeni sikkeleri Lydialılar icat
edilmişlerdi. Ancak bu satırların yazarı bir devlet tarafından basılmış
olan paranın alışveriş aracı olarak kullanılmasının daha çok Anadolulu
Helenlerin becerisi olduğu düşüncesindedir. Çünkü Lydialılar deniz
ticaretinden yoksun olduktan başka güvenceli, ulaşımı kolay yollara
sahip olmamaları nedeniyle Doğu ülkelerindeki ticaret ve kültür
merkezleriyle sürekli bağlantı da kurulamamıştır. Nitekim Lydia sanat
eserlerinde Pers işgaline, yani 545 tarihine değin hiçbir Mezopotamya
ya da Mısır etkisi görülmektedir. Buna karşılık Anadolulu Doğu Helenler
M.Ö.650 tarihlerinden başlayarak bir yüzyıl boyunca bütün Karadeniz
çevresinde kurdukları kentler ve Akdeniz kıyılarında sahip bulundukları
ticaret üsleri ile o zamanki dünya ticaretinde egemen durumundaydılar. Böylece
paranın icadının Helenlerle Lydialıların ortak bir başarısı olarak akla
yakın gelmektedir. Beklide altın, gümüş ve bronz madenleri Lydialılar
veriyor ve paranın da Anadolu Helen kent devletçikleri sağlıyorlardı.
Nitekim para üzerindeki aslan ve boa resimlerinin de Doğu Helen
biçiminde olması bunu açığa vurmaktadır. Zaten
madeni figürlü sikkelerin ortaya çıkışı da yıllar önce İngiliz
arkeoloğu E.S.C Robindın’ın saptadığı ve bu satırların yazarının da
belirttiği gibi M.Ö.630 tarihlerinde olagelmiştir.. Buda Milletos başta
olmak üzere Anadolulu kent devletçiklerinin en parlak dönemine
rastlanmakta ve paranın kullanılmasını gereken durumun ancak Anadolulu
Helen işadamlarına yarayacağını kanıtlamaktadır.
|