|
|
 |
 |
Okunma |
|
471 |
Kuzey Fransa’da, XII yy’ın hemen ortasında başlayarak krallık
çevresinde doğan ve gelişen gotik üslup, bir sonraki yüzyıl içinde de
Avrupa’ya yayılır. Normandiya’yla sıkı bağları bulunan İngiltere,
gotik harekete hemen katılır Normandiya’da olduğu gibi, İngiltere’de de
Roman estetiğine derin bir bağlılık söz konusudur, bu bağlılık, Durham
Katedrali’nin çapraz sahınında, sivri kemerli tonozların çoktandır (XII
yy başı) kullanılmasına rağmen, XIII. yy’a kadar sürecektir. İlk
örneklerde Fransız gotik anlayışının damgası gözlenirse de, özellikle
mimari dekora, süslemelere ağırlik veren ve Kıta Avrupa’sıyla doğrudan
hiçbir bağı olmayan bir gotik sanat anlayışı gelişir. Germen
İmparatorluğu’ndaki ilk gotik eser 1220’den sonra ortaya çıkar. Manş
ötesinde olduğu gibi, burada da Citeaux tarikatının büyümesi ve
genişlemesi, yeni üslubun yayılmasına katkıda bulunmuştur; ancak bu
daha çok Fransız kalfalara başvurmanın bir sonucudur XIII yy sonundan
itibaren, hal- kilise yapısal sistemi Almanya’da yayılma eğilimindedir Gotik ilkelerin XIII. yüzyılda Akdeniz ülkelerine
girmesinde Fransisken ve Dominiken tarikatlarının büyük payı vardır.
Katalonya’da, kenarlarında capellaların toplandığı geniş, tekil
sahınların yapımında, onları harekete geçiren şey maddi
imkânsızlıklardır. İtalya’daysa gotik etkiler oldukça sınırlı olarak
kalmıştır. Ortaçağ’ın sonuna gelindiğinde, genel çizgileriyle daha
Avrupalı bir sanat gelişir bu, yerel farklılıkların ötesinde, özellikle
süslemelerdeki aşırılıkla kendini belli eden “alevli gotik” üsluptur
|