Ana Sayfa  Sanat Tarihi  Site Haritası  Arama İletişim

Menü

   Ana Sayfa
 Anadolu Uygarlıklarında Sanat
 Avrupada Sanat
 Bizans Sanatı
 Gotik Sanatı
 Heykel Sanatı
 Mezopotomya Sanatı
 Mimarlık
 Mısır Sanatı
 Müzecilik
 Osmanlı Sanatı
 Rönesans Sanatı
 Sanat Akımları
 Selçuklu Sanatı
 Takı ve Tarihi Seyri
 Tarih Öncesi Sanat
 Yunan Sanatı
  İletişim

 Altın Çağ Gotiği

Okunma

2319

Laon ve Paris katedrallerinde epeydir başlamış olan, taşıyıcıları tekleştirme süreci artık kural haline gelmiştir: bunun sonucunda örtü sistemi basitleşir. Tekil bir örnek olan, Bourges’daki Saint- Etienne  Katedrali bir yana bırakılırsa, dikdörtgen plan üzerine dört dilimli tonoz lehine, kare planlı altı dilimli tonozdan vazgeçilmiştir: Pek çok durumda korunan yuvarlak ayak genellikle, çapraz tonozların sivri kemerlerini, ana sahınla yan sahınların pekitme ve askı kemerlerini taşıyan gömme sütunlarla süslenmiştir. Ama temel değişiklik, tribünlerin ortadan kaldırılmasıyla üç kata (büyük kemerler, triforyum, yüksek pencereler) indirilen sahınların görünüşünde ortaya çıkar. Bu önemli değişiklik özel bir payandalama türünün, uçan payandanın kullanımına bağlıdır. Gotik’in altın çağının bu temel yeniliği daha XII. yy başında Durham Katedrali’nde ve ilk dönemlerin bazı yapılarında, kimi zaman daha ilkel payanda duvarı biçiminde başarıyla denenmiştir. Önceleri, tribünlerin çatısı altına gizlenmiş, estetikten yoksun bir koltuk değneği gibi görülen bu payanda (hiçbir litürjik işlevleri bulunmamasına rağmen tribünler bu nedenle bir süre daha korunmuştur’) sonunda, gotik cephelerin doğal bir bileşeni olarak kabul edilecektir.

Uçan payandanın bir çözüm olarak bulunması, sivri kemerli çapraz tonoz kullanımının mantıklı bir sonucudur. Gerçekten de, bu tür tonoz özelliği tonozların ağırlığıyla ortaya çıkan yükleri sivri kemerlerin tabanına yöneltmek olduğundan, duvarların ayrılmasını önlemek için, özellikle itme kuvvetlerini güçlü yan taşıyıcılara aktaracak noktasal bir payandalama sisteminin tasarlanması gerekiyordu. Uçan payanda da, ayrıntıda ortaya çıkan küçük farklar bir yana bırakılırsa, bu işleve çok iyi uyan, belirgin bir yapıya sahiptir. Öyle ki, aşağı yukarı çeyrek daire biçiminde olan ve sivri kemerlerin üzengi noktasına uygulanan bir kemer, yan sahnın da üstünden aşarak güçlü kâgir bir duvara dayanmaktadır. Üzerinde, ağırlığıyla bütünün dengesine katkıda bulunan bir ağırlık kulesi yer alan bu payanda duvarı, yan sahınların duvarı içine gömülüdür.

En eski uçan payanda örnekleri XIII. yy sonundan kalmadır ve genellikle aynı türün yinelenmesi söz konusudur (Saint-Germain-des-Prés’nin koroyeri, Sens Katedrali). Paris’teki Notre-Dame Katedrali’nin 1200’e doğru tamamlanan ana sahanı ise, daha başlangıçta tribünler üzeride inşa edilmiş görünür uçan payandaların ilk örneğini sunmaktadır. Bu yapım tekniği en gelişmiş biçime XIII. yy.da Chartres Katedrali’nde (1194-1220) ve Reims, Amiens ve Beauvais katedrallerinde (yapımlarına sırasıyla 1211, 1220 ve 1225’te başlanmıştır) ulaşmıştır. Yine de Chartres’da yapımcılar, işlevsel görüntüyü roman üslubunda bir kemer bezemesiyle gizlemeye çalışmışlardır.

Uçan payanda, payandalama işleminin yanı sıra, inşaatın yapısında ve görünümünde köklü bir değişikliğe yol açmıştır. Yan sahınlar her türlü destek işlevini yitirdiğinden, payanda noktalarının altındaki pencereler aşağıya doğru büyütülmüştür. Duvar ortadan kalkmaya yüz tutmuş, basit bir iskelete dönüşen kâgir bölümler arasında büyük açıtlar açılmıştır. Camlar bir dizi yüksek, düşey kayıtla pekiştirilmiş tonoz eğrisi içindeki gülpencere de bu kayıtların oluşturduğu desenle bütünleştirilmiştir. Ayrıca planlar değişmiş, çaprazsahın ve koroyeri, Amiens Katedrali’nde toplam alanın üçte ikisine yakınını işgal etmeye başlamıştır. Yapıların doğu kutbunda, kolları uyumlu cephelerle son bulan geniş bir çaprazsahın, yarım daire biçiminde bir apsisi bulunan beş sahınlı derin bir koroyeri, tek ya da çift deambulatoryum ve ışınsal şapeller yer almaktadır. Buna paralel olarak mimarlık ölçüsüzce büyüme eğilimindedir: tonozlar başdöndürücü yüksekliklere ulaşmıştır (Amiens’de 40 m’den çok ve 1284’te kısmi çökme nedeniyle inşaatın yarım kaldığı Beauvais’de 48 m). Yalnız yapımına 1195’te başlanan Bourges Katedrali, altı dilimli tonozları, kalın/ince ayak almaşıklığı, çaprazsahınsız beş sahınlı planı ve çok yüksek, büyük kemerleriyle özgün bir çözüm geliştirmiştir.

Kaynak




Rastgele                                                                                              Son Eklenenler
Bizans Su Yolları


Kuatroçento (Erken Rönesans)


Yeni Babil Sanatı


Cilalı Taş Çağı


Pırlantanın Tarihi


Arkaik Dönem Heykel Traşçılığı


Kırmızı Figürlü Vazolar


Siyah Figürlü Vazolar


Geometrik Vazolar


Arkaik Dönem Seramiği



Sinema izleDefine

Powered by Sanattarihi.Org| Copyright © 2008 Tüm Hakları Saklıdır