Ana Sayfa  Sanat Tarihi  Site Haritası  Arama İletişim

Menü

   Ana Sayfa
 Anadolu Uygarlıklarında Sanat
 Avrupada Sanat
 Bizans Sanatı
 Gotik Sanatı
 Heykel Sanatı
 Mezopotomya Sanatı
 Mimarlık
 Mısır Sanatı
 Müzecilik
 Osmanlı Sanatı
 Rönesans Sanatı
 Sanat Akımları
 Selçuklu Sanatı
 Takı ve Tarihi Seyri
 Tarih Öncesi Sanat
 Yunan Sanatı
  İletişim

 İlk Gotik Sanatı

Okunma

2666

XII. yy’ın ortasına doğru, ilk gotik mimarlık denemeleri Saint-Denis ve Sens’ta gerçekleştirildi. Rahip Suger’nin, Fransa krallarının gömütü olan Saint-Denis Manastır Kilisesi için hazırladığı proje ancak kısmen bilinebilmektedir çünkü yalnızca iki kuleli batı cephesiyle  başucu bölümleri uygulanmıştır. Bununla birlikte cephe (1135-1140) sivri kemerli çapraz tonozların sistemli kullanımına rağmen tümüyle roman tarzı mimariye özgü bir kütleselliği korusa da, 1144’te kutsanmış olan ana ibadet mekânı yeni bir mimari düşünceye tanıklık etmektedir. XIII. yy’da yeniden yapıldığında geriye yalnız ışınsal şapelli çift deambulatoryumu kalan bu bölümde duvar, kapı ve pencereler lehine ortadan kalkmaya yüz tutmuş ve seçilen malzemeler taşıyıcıların incelmesine, özellikle de deambulatoryumun iki sahnı arasında yekpare ince sütunların kullanılmasına olanak vermiştir, iddialı ama tamamlanamamış Saint-Denis uygulamasından çok, Sens Katedrali (1130’a doğru-1164) İle de-France’taki ilk gotik sanatın gerçek mimari prototipi gibidir.


 

Büyük kare açıklıklardan oluşan sahın, altı dilimli tonozlarla (bunlar, XIII. yy’da pencerelerin genişletilmesinden önce çok şişkindi) örtülmüştür ve ortadaki sivri kemer, yanda iki tali taşıyıcıya dayanmaktadır.

Kare planlı, altı dilimli tonozla, kalın ayak/ince ayak biçiminde almaşık sıralanan taşıyıcılar arasındaki bu ortaklaşmada, sahındaki bir açıklığın yan sahındaki iki açıklığa karşılık gelmesi, erken gotik mimarlığın en önemli özelliklerinden biridir. Kuzey Fransa roman sanatından alınmış ve yan sahın genellikle bir tribünle yükseltilmiş cephe düzeni de dikkat çekicidir. Yeni yapılar da tribünün tek işlevi ana sahın tonozlarını omuzlamak ve böylece her türlü eğilmeyi önlemektir. Bu nedenle, görece küçük olan pencereler duvarların üst bölümlerinde, tonoz örtüsü içinde açılmıştır. Sahın, tribünü yüksek pencerelerden ayıran, dekoratif nitelikte dördüncü bir kata, tirforyuma sahiptir. Dört katlı denilen (büyük kemerler tribün, trifosyum, yüksek pencereler) bu karakteristik cephe düzeni, altı dilimli tonoz ve almaşık sıralanan taşıyıcılarla birlikte, XII. yy’ın ikinci yarısında gerçekleştirilmiş büyük yapılarda hemen hemen bir kural gibi uygulanmıştır.
 

Yapımına 1050’ye doğru başlanan Noyon Katedrali, XIII. yy sonunda tonozları dört dilimli olarak yeniden inşa edilmiş olsa da, bu üslubun en eksiksiz örneğini sunmaktadır. Senlis Katedrali de (1153-1191) XIII. ve özellikle de XVI. yy’lardaki değişikliklerden önce benzer bir görünüme sahiptir. Laon’da (XII. yy ortası-1200) aynı kesitte sütunlar kullanarak taşıyıcıları birörnekleştirme kaygısıyla, altı dilimli tonozlamanın gerektirdiği almaşık düzen, yalnızca, bir tablanın taşıdığı ince sütun çe demetlerinde (3 veya 5) görülmektedir.

İlk gotik sanatın büyük katedrallerinin son örneği olan Paris Notre-Dame Katedrali’nde (1163-1200) de ilk tasarlanan cephede, alışılagelmiş triforyum yerine, dekoratif amaçlı sağır gül pencereler dizisi yer almaktaydı.



 

Bu cephenin çapraz sahın yakınındaki bölümleri Viollet-le-Duc tarafından yeniden elden geçirip biçimlendirilmiştir. Normandiya’daki uygulamaların bir devamı olan iki kuleli batı cepheleri sağlam bir yapıya ve birliğe kavuşmuştur. (…)

Soissons Katedrali’nin (XII. yy sonu) güney çaprazsahın kolunda da aynı formül daha geç bir tarihte yeniden uygulanmıştır. Laon’daki Notre-Dame Katedrali’nde ise tamamen farklı bir çözüm benim senmiş, çapraz sahnın kuzey ve güney uçları, taçkapılar, gül pencere ve kulelerle tıpkı bir batı cephesi gibi tasarlanmıştır. Aynı formül, daha ustalıklı bir biçimde, tek Taçkapı ve az çıkıntılı basit kulecik lerle Paris Notre-Dame Katedrali’nde de uygulanacaktır.

(...)

Aynı zamanda taşraya özgü çözümlerin de geliştirilmiş olması dikkat çekicidir. Bunlar içinde en özgün olanı, önce Anjou’da, ardın dan Pcitou’da uygulanan ve Anjou tonozu diye anılan özel bir sivri kemerli çapraz tonoz tipiyle ayırt edilen çözümdür. Çok bombeli olan bu tonoz kubbeden de esinlenmiştir. Angers Katedrali’nin (1149-1153) tek sahnı kare planlı büyük tonozlarla örtülüdür.

Kaynak




Rastgele                                                                                              Son Eklenenler
Bizans Askeri Mimarisi


Taş Çağı Sanatı


Heykel & Arkeoloji


Kuatroçento (Erken Rönesans)


Barok Sanatı


Arkaik Dönem Heykel Traşçılığı


Kırmızı Figürlü Vazolar


Siyah Figürlü Vazolar


Geometrik Vazolar


Arkaik Dönem Seramiği



Sinema izleDefine

Powered by Sanattarihi.Org| Copyright © 2008 Tüm Hakları Saklıdır